1. Fiziksel Düzen: Sınıf ortamının fiziksel çevresine ilişkin faktörler görsel, işitsel, ısınma faktörleri, mekansal ve kişisel alan faktörleri olmak üzere sınıflandırılabilir.  Sınıf ortamı, işlevsel bir sanat ve güzellik alanı, öğrenme için güdü merkezi olmalı, öğrenci özelliklerine göre kolaylık sağlamalıdır. Sınıf, öğrencilerin sessiz oturup ders dinlediği bir müze değil, arkadaşlarıyla birlikte çalışmalar yaptığı bir laboratuar olmalıdır. Sınıf oturma düzenleri ve özellikleri:
  2. Sıra düzeni: Öğretmen merkezlidir. Öğretmen tek bilgi kaynağıdır. En az tercih edilen oturma düzenidir. Dinleme ve not alma etkinlikleri için uygundur. Kalabalık sınıflar için uygundur. Öğrenci katılımı ve iletişim sınırlıdır ve öğrenci sosyalleşmesi azdır. İletişim tek yönlüdür (öğretmenden öğrenciye). Sınıf yönetimi daha kolaydır.
  3. Küme düzeni: Öğrenci – öğrenci etkileşiminin (sosyalleşmesinin) en yüksek olduğu oturma düzenidir. Öğrencilerin birbirlerinden öğrenebildikleri ve öğretmenin daha çok rehber olduğu bir ortam söz konusudur. Öğrencilerin liderlik özelliklerini geliştirebildiği, işbirliğini, katılımı, yardımlaşmayı, tartışmayı, dinlemeyi ve yaparak – yaşayarak öğrenmeyi gerçekleştirdikleri bir düzendir. Grup, laboratuar çalışmalarında ve sınıflar da kalabalık olmadığında başarıyla uygulanabilecek bir düzendir. Ancak yalnızca aynı grupta bulunan öğrenciler arasındaki etkileşimi yoğunlaştırır.
  4. Bireysel yerleşim düzeni: Öğrencilerin kendi başlarına kullanabildikleri tek kişilik masa ve sandalyelerde oturma suretiyle sağlanan yerleşim düzenleridir. Bireysel öğrenmeyi ön plana çıkarır. Bu oturma düzeni, derin düşünmeyi kolaylaştırırken aynı zamanda her öğrencinin kendi düzeyinde ve hızında çalışmasına olanak sağlar.
  5. Daire (yuvarlak masa) düzeni: Küçük sınıflarda başarıyla uygulanabilecek bu yerleşim düzeni, öğrencilerin birbirlerini kolay görmelerini, tartışma ve görüş alışverişinde bulunmalarını ve kolay iletişim kurmalarını sağlar. Öğretmen, öğrencinin karşısında değil, yanında yer aldığından resmi olmayan bir hava yaratır. Öğrenciler birbirinin yüzünü görür, ilgi dağılmaz, farklı davranışlara yönelenler hemen belli olur. Öğretmen – öğrenci, öğrenci – öğrenci etkileşimini kolaylaştırması nedeniyle diğerlerine göre daha az problem içerdiği ifade edilen bu yerleşim düzeninde öğrencilerin katkılarının yüksek olduğu, özellikle rahat ve sakin bir ortamla birlikte öğrencinin katılımının en üst düzeye çıktığı bir sınıf düzenidir.
  6. U düzeni: Öğretmen her bir öğrenciye tek tek yaklaşabilme şansına sahiptir. Bütün öğrenciler bir gösteriyi izlemek zorunda kaldıklarında bu oturma biçimi uygundur. En uygun kullanım amacı ise öğrencilerin büyük grup tartışmalarına katılımının planlanmasıdır. Öğretmen ve öğrenci arasında göz iletişimi sağlandığı için öğrencileri sözel olmayan iletişime teşvik eder. Öğrencilerin ve öğretmenin rahat çalışabilecekleri ve katılacakları alanlar oluşturur. Öğretim materyallerinin kullanımına uygundur.
  7. Proje (özel çalışma grupları) düzeni: Daha çok ders dışı, laboratuar, bilgisayar odası, proje çalışması gibi öğretme etkinliklerinin düzenlenmesinde kullanılır. Öğrenciler gruplar halinde çalışır, projeler geliştirir ve üzerinde çalışmalar yapar.
  8. Plan ve Program Etkinlikleri: Hedefler esas alınarak yıllık, ünite, günlük ve ders planlarının yapılması, kaynakların belirlenip dağılımının sağlanması, iş ve işlem süreçlerinin belirlenmesi, eğitim araç – gereçlerinin sağlanması, yöntemin seçilmesi, öğrenci özelliklerinin belirlenmesi, gelişimlerin izlenmesi ve değerlendirilmesi, öğrenci katılımının düzenlenmesi etkinliklerini içerir.
  9. Zaman Düzenine Yönelik Etkinlikler: Etkili öğretim, öğrenmeye ayrılan zamanın çokluğuna ve etkili kullanımına bağlıdır. Sınıf içinde geçirilen zamanın, çeşitli etkinliklere dağılımı, zamanın ders dışı ve bozucu etkinliklerle harcanmaması, sıkıcılığın önlenmesi, öğrencinin zamanının çoğunu okulda – sınıfta geçirmesinin sağlanması, devamsızlığın önlenmesi bu boyut içinde değerlendirilmelidir.
  10. İlişki Düzenlemeleri: Öğrenme – öğretme sürecinde kaynak (gönderici – verici) öğretmen; ileti (mesaj) içerik; kanal öğretim yolu; alıcı öğrenci, dönüt geribildirimdir (alıcının mesaja verdiği tepki). Sınıf ortamında iletişimin sağlıklı olabilmesi için en önemli nokta mesajın açık, net ve anlaşılır olmasıdır. Buna bağlı olarak öğreten, yargılayıcı olmayan, esnek, düzgün, anlaşılır, seviyeye uygun ve betimsel bir dil kullanmalıdır. Öğretmen sınıf konuşmalarında emir dili yerine istek dilini, yargılayıcı dil yerine betimleyici dili, sen dili yerine ben dilini kullanmalıdır. Gürültü mesajın istenilen özellikte olmasını bozucu etkiye sahiptir. Dış gürültü, mesajın etkililiğini bozan dış olaylarla (örneğin sokaktan gelen ses), iç gürültü ise mesajı alan ya da aktaran kişinin psikolojik durumuyla (örneğin mutlu, mutsuz gibi) ilgilidir. Bazı iletişim becerileri şöyledir:
  11. Edilgin dinleme (sessizlik): Öğrencilerin söylediklerini sessizce, sözlerini kesmeden dinleme sonucunda öğrencide kabul edildiği duygusunu yaratan ve paylaşmayı cesaretlendiren bir tekniktir.
  12. Etkin dinleme (aktif dinleme): Öğrencinin söylediğini ya da söylemek istediğini öğretmenin kendi kelimeleriyle geri iletmesidir. Burada yargılama ve analiz yoktur. Edilgin iletişimin aksine, etkileşimi gerektirir. Örneğin, öğrenci: öğretmenim bugün çok üzgünüm. Öğretmen: Evet, üzgün olduğunu söylüyorsun.
  13. Sözsüz iletişim tekniklerini etkin kullanma: Beden duruşu, jestler, dokunma ve göz teması.
  14. Sözlü iletişim tekniklerini etkin kullanma: Dil, ses tonu, vurgular ve telaffuz.

İletişim sürecinde öğretmenin yapması gerekenler:

  • Öğretmen iletişim engellerinden kaçınmalıdır. İletişim engelleri şöyledir: Öğüt vermek (şöyle yapma, böyle yap); yargılamak (sen zaten hep kolaya kaçarsın); eleştirmek (Çocuk gibi davranıyorsun); emir vermek; yönlendirmek; gözdağı vermek; ad takmak (geri zekalı, aptal); suçluyu bulmaya çalışmak (hanginiz önce söyledi?); tanı koymak (ben senin aslında neden öyle yaptığını biliyorum. Aslında sen öyle demek istemiyorsun.); peşin hüküm vermek (aslında senin derdin başka); konuyu değiştirmek (başka şeylerden konuşalım.).
  • Özsaygı geliştirici dil: Yine öğrenciyi suçlamadan istenmeyen bir durum ya da davranış ile ilgili ifade biçimidir. Örneğin öğrenciye “şişkolaşmışsın” yerine “seni kilo almış gördüm” demek daha etkili bir dildir.
  • Öğrencilerin kişisel özellikleri ve hazırbulunuşlukları hakkında bilgi edinmelidir.
  • Farklı iletişim kanallarından yararlanmalıdır.
  • Sınıfta rahat bir iletişim ortamı hazırlamalıdır. Öğretmenin sinirli ve öfkeli olması öğrencide isteksizlik yaratır.
  • Göz teması kullanmalıdır.
  • Ses tonlamaları yaparak mesajın anlamını güçlendirmelidir.
  • Öğrencilere ismiyle hitap etmelidir.
  • Sözel olmaya iletişimi de kullanmalıdır. Sözlerini jest ve mimikleriyle destekleyerek öğrencinin ilgisini çekmelidir.
  • Öğretmenin öğrenciyle iletişim sürecinde öğrencinin yerine kendini koyarak “Ben olsaydım ne hissederdim?” diye empatik düşünmesi ve öğrencinin ifade ettiği duyguları isimlendirerek yansıtması gerekmektedir.
  • Çevrenin Tanınmasıyla İlgili Yapılacak Etkinlikler: Öğretmen, eğitim öğretim yapacağı ortamı en iyi şekilde tanımak zorundadır. Çalışmalarında çevre imkanlarından olabildiğince yararlanmak, hem öğrencilere kazandırılacak bilgi, beceri ve davranışları geliştirmek ve pekiştirmek, hem de çevrede görülebilecek eğitim öğretimi olumsuz etkileyecek faktörlerin belirlenmesi ve buna uygun tedbirlerin alınması için çevrenin çok iyi şekilde tanınması gerekmektedir.
  • Derse Hazırlık Çalışmaları Yönünden Yapılacak Etkinlikler:Öğretmen derste işleyeceği konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmalı, gerekirse konu ile ilgili değişik kaynaklardan bilgi edinme ve bilgi pekiştirme yoluna gitmeli, dersini hangi ortamda işleyeceğini, hangi araçları kullanacağını, hangi yöntem ve teknikleri kullanacağını, etkinlik esnasında yapılacak çalışmaları önceden planlamalıdır. Ayrıca ders sonunda yapılacak değerlendirme etkinliklerini de belirlemeli, sınama durumlarını hazırlamalıdır.
  • Sınıf İçinde Yapılacak Etkinlikler:Sınıf içinde öğretmen öncelikle davranış ortamı oluşturmalıdır. Hem fiziksel anlamda hem de psikolojik anlamda olumlu davranış göstermeye teşvik edici çalışmalara yer vermelidir. sınıftaki yerini konuların işlenişine göre ve yapılacak etkinliklere göre ayarlamalıdır. Asla sınıfta amaçsız olarak yürümez. Öğretmen öğrencinin gözünde örnek alınacak en önemli kişidir. Öğretmen söz ve davranışları ile tutarlı olmalı, öğrencilerin çelişkiye düşmesini önlemelidir. Öğretmen sınıftaki güçleri iyi belirlemelidir, kendisinden başka güçler de olduğunu bilmelidir. Sınıfta demokratik bir ortam oluşturmalı, sınıfta bulunan kişilerin tümünün fikirlerini söylemesine fırsat vermeli ve öğrencilerin sınıfta kendilerini özgür hissetmelerini sağlamalıdır.
  • Davranış Düzenlemeleri: Bir derste tüm öğrencilerin etkinliklere katıldığı bir sınıfta disiplin sorunları ve davranış bozukluklarının görülmesi beklenmez. Ancak öğrenci öğretmenin mesajlarını almıyor ve ders dışında uyarıcılar daha çok ilgisini çekiyorsa, öğrencinin istenmeyen davranışlar sergilemesi söz konusu olur. Sınıfta istenmeyen öğrenci davranışları üç etkenden kaynaklanmaktadır.
    • Öğretim programı ve okulla ilgili olumsuz etmenler: Uygunsuz öğretim programı, ceza uygulanması, olumsuz öğretmen tutumları, zayıf sınıf iletişimi, zayıf öğretim, kalabalık sınıflar.
    • Ev, akran çevresi ve sosyal çevredeki olumsuz etmenler: Olumsuz anne – baba tutumları, çocuk istismarı, olumsuz akran tutumu, olumsuz ev ortamı, fiziksel şiddet.
    • Uyum ve kişilikle ilgili olumsuz etmenler: Düşük beklentili olma, başarısızlık sendromu, okula yönelik olumsuz tutum, duygusal bozukluk, öğretmene yönelik olumsuz tutum, olumsuz benlik algısı.

Sınıf içinde böyle bir durumla karşılaşan öğretmen öncelikle sorunu tanımalı, teşhis etmeli ve sorunun nedenini saptamalıdır. Tanıma ile davranışın türü ve istenmeme düzeyi belirlenir. Sınıfta uygunsuz davranış sergileyen bir öğrenci için öğretmen, öğrenciye ilgi, yetenek ve istekleri doğrultusunda çalışmalar yaptırmalıdır. İstenmeyen bir davranış karşısında öğretmen öğrenciyi görmezden gelmeyi seçtiyse (sönmeyi bekliyorsa), istenmeyen davranışı sergileyen öğrenciye gördüğünü ve fark ettiğini hissettirmelidir. İstenmeyen davranışı sergileyen öğrenci davranışının kötü ve istenmeyen olduğunu bilmiyorsa öğrenci uyarılmalı ve davranışın doğru olmadığı söylenmelidir. Yapacak bir işi olmadığını ve dersin ilginç gelmediğini düşünen bir öğrencinin uygunsuz davranış sergilemesi doğaldır. Bu durumda ona bir iş veya sorumluluk vermek, işini ilginç olanla değiştirmek yapılacak ilk iştir. Dersin düzeninin, hızının öğrencilere uygun olmayışı ve yönetsel başarısızlık uygunsuz davranışı arttırmaktadır. Sorunları genelde sınıf etkinliklerine katılmayan öğrenciler çıkarır. Bu durumda başka bir etkinliğe geçilebilir, dersin hızı değiştirilebilir veya derse bir süre ara verilebilir (ceza yerine ara verme / time out). İstenen davranışların sürdürülebilmesi için ise öretmenpekiştireç kullanabilir.

İstenmeyen öğrenci davranışı görüldüğünde öğretmen sözel ve sözel olmayan tepkiler verebilir ya da durumu değiştirebilir.

  • Sözel Olmayan Tepkiler: İstenmeyen öğrenci davranışı diğer öğrenciler tarafından fark edilmemiş ve yayılmamışsa ilk önce sözel tepkide bulunulmalıdır. Göz teması, görmezden gelme, fiziki yakınlık, dokunma, öğrenciye not yazma, vb.
  • Sözel Tepkiler: Sözel olmayan tepkilerin yetersiz kaldığı durumlarda kullanılmalıdır. Soru sorma, arkadaşının olumlu davranışını pekiştirme, doğru davranışı ve olumlu sonucunu belirtme, sınıf kurallarını hatırlatma, ben iletisi gönderme, vb.
  • Durumun Değiştirilmesi: Bazı istenmeyen davranışlar sınıf ortamından ya da ortamdaki bir nesneden kaynaklanabilir. Bu durumlarda davranışa sebep olan durumu değiştirmek gerekir. Bozucu objenin ortamdan kaldırılması, ortamdan uzaklaştırma (mola), öğretime ara verme ya da öğretim yöntemini değiştirme, sınıfın oturma yerlerini yeniden düzenleme, vb.
  • Ceza: Olumsuz davranışları durdurmak için yapılacak ilk tepkiler sözel olmayan, sözel ve durumu değiştirme tepkileridir. İstenmeyen davranışlar halen devam ediyorsa öğretmenin ceza vermesi düşünülebilir. Ancak okullarda zorunlu kalmadıkça ceza kullanılmamalıdır. Ceza, öğrenci davranışını baskı ile durdurur ancak olumsuz davranışın değişmesini sağlamaz. İstenmeyen davranış ceza ortamdan çekinlice tekrar ortaya çıkar. Çünkü ceza öğrenciye doğru davranışın ne olduğunu öğretmez. Ceza almaktan korkan öğrenci yalan söyler, derse katılmaz, okuldan kaçar, kaygı düzeyi yükselir, vb. Tüm bu durumlar öğrencinin okul başarısını olumsuz yönde etkiler.
  • Sınıf Kurallarının Belirlenmesi: Öğretmen, sınıf içinde geleceğe ilişkin davranış tiplemesini ve öğrencilerden beklentisini başlangıçtan itibaren kararlılıkla ortaya koymalıdır. Öğretmen bu davranışların yerleşmesi için tutarlı davranışlar sergilemeli, esnek olmalı ve kurallara uymalıdır. Sınıfta kurallar belirlenirken, kuralların amaca dönük olması gerektiği kadar, uygulanabilir olması da gerekir. Sınıfta uyulması gereken kuralların belirlenmesinde öğretmen, öğrencilerin de görüşlerini almalıdır. Öğrenci katılımı ile belirlenen kurallara öğrencilerin uymaları beklenir. Kuralları belirlerken dikkat edilecekler:
  • Kural ifadeleri olumsuz değil, olumlu olmalıdır,
  • Kurallar nesnel ve belirli olmalı, yoruma açık olmamalıdır,
  • Kurallar kısa ve özlü olmalıdır,
  • Uygulanabilir olmalıdır,
  • Kurallar belirlenirken, öğrencilerin görüşleri alınmalıdır,
  • Kural sayısı çok fazla olmamalıdır,
  • Kurallar öğrencilerin anlayacağı, açık ve anlaşılır bir dille ifade edilmelidir,
  • Öğrencilere belirlenen kuralların önemi ve yararları anlatılmalıdır,
  • Olumlu ve olumsuz örnekleriyle her bir kural sınıfa açıklanmalıdır,
  • Farklı öğretim ortamları için farklı kurallar oluşturulmalıdır (örneğin büyük grup, küçük grup, laboratuar),
  • Kurallar esnetilmemelidir ve kişiden kişiye farklı uygulamalar yapılmamalıdır,
  • Kurallara, öncelikle öğretmenin kendisi uymalı yani model olmalıdır,
  • Kurallar öğrencilerin görebileceği bir yere asılmalıdır.
  1. Öğretim Araç ve Gereçlerinin Belirlenmesi: Öğretim materyalleri ile öğrenmenin, hem daha çabuk olduğu hem de öğrenilenlerin daha uzun bir süre hatırda kaldığı kabul edilmektedir.

Öğretmenin uygun ders araç gerecini seçmesinin öğretimin niteliğini artıracağı tartışmasız kabul edilmektedir. Öğretim materyalinin kullanılması ne denli önemli ise bu araç gereçlerin seçimi de o denli önemlidir. Doğru materyalin doğru derste ve konuda kullanılması, nitelikli eğitim ortamının oluşturulması açısından önem taşımaktadır. Eğitim – öğretim sürecinin en belirgin amacı bireylere davranış kazandırmaktır. Söz konusu davranışların en etkili biçimde öğrenilebilmesi için dikkat edilmesi ve yapılması gereken pek çok faaliyet vardır. Bunlardan biri de araç – gereç kullanımıdır. Çünkü araç – gereç kullanmak daha fazla duyu organına mesaj göndermeyi sağladığı için öğrenmenin kalitesini arttırır. Araç gereçlerin öğrenme sürecindeki önemi şöyledir:

  • Araç gereçler ilgi uyandırırlar,
  • Zamandan tasarruf sağlarlar,
  • Güvenli gözlem yapma olanağı sağlarlar,
  • İçeriğin kendi içinde tutarlı ve anlamlı olmasını sağlarlar,
  • Öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarını karşılamasına yardımcı olabilir,
  • Tekrar tekrar kullanılabilirler,
  • İçeriği basitleştirerek anlaşılmasını kolaylaştırırlar,
  • Soyut kavramları ve konuları somutlaştırır,
  • Konuların daha etkili sunulmasını sağlar,
  • Bilgiler daha kalıcı biçimde öğrenilebilir,
  • Eğitim – öğretim ortamının yönetimini kolaylaştırır,

            Yapılan araştırmalara göre okuduklarımızın % 10’unu; duyduklarımızın % 20’sini; gördüklerimizin %30’unu; hem görüp hem duyduklarımızın % 50’sini; görüp, işitip, söylediklerimizin % 80’ini; görüp, işitip, söyleyip, yaptıklarımızın % 90’ını hatırlarız. Edgar Dale yaşantı konisinde, soyuttan somuta; başkalarının yardımıyla edinilen bilgilerden kendi kendine edinilen bilgilere ve az sayıda duyu organıyla edinilen bilgilerden çok sayıda duyu organıyla edinilene doğru gidildikçe öğrenmenin etkililiğinin arttığını belirtmektedir.