Rehberlik ve Psikolojik Danışma Konu Anlatım Videoları

Bireyin kendini daha iyi tanıması, sorunlarının kaynaklarının farkına varması, sorunlarıyla baş etme becerisi kazanması, kendisi için daha gerçekçi kararlar alabilmesi ve sağlıklı bir kişisel gelişi sürdürebilmesi amacıyla bireyle yüz yüze kurulan duyuşsal yönü ön planda olan psikolojik yardım ilişkisidir.

Psikolojik danışma hizmetleri, rehberlik hizmetlerinin özünü ve temelini oluşturur. Çeşitli nedenlerle uyum sıkıntısı çeken, kendini yalnız hisseden, başarısız ve değersiz gören kimselere, sorunlarının kaynağını ve çözüm yollarını görmede yardımcı olur. Psikolojik danışman, danışma konusunda kuramsal ve uygulamalı bir eğitimden geçmiş, gerekli bilgi ve becerileri kazanmış uzman personeldir. Yardım isteyen taraf olan danışan ile yüz yüze ve profesyonel bir etkileşim sağlanır.

Psikolojik danışma hizmetinin nihai amacı, tüm rehberlik hizmetleri için ortak amaç olan bireyin kendini gerçekleştirmesine yardım etmektir. Psikolojik danışma hizmetini içermeyen rehberlik uygulamalarının eksik kalacağı ve amacına yeterince ulaşamayacağı kabul edilmektedir. Diğer rehberlik hizmetlerine göre daha profesyonel düzeyde yürütülür. Kendine özgü ilkeleri, teknikleri, etik kuralları ve yaklaşımları vardır. Okullarda bu hizmet, bu konuda kuramsal ve uygulamalı bir eğitimden geçmiş, gerekli bilgi ve becerileri kazanmış psikolojik danışmanlarca yürütülür.

Psikolojik danışma ile Psikoterapi farkı

  1. Psikoterapi; klinik hizmet veren bir kurum ortamı içinde (hastaneler ve psikiyatri kliniklerinde) daha derin, kişilik bozulmalarına yol açmış kaygı ve nörotik davranışların hâkim olduğu “normal dışı” kişilik ve uyum sorunlarıyla ilgilenir. Psikolojik danışmanlar daha hafif (orta dereceli ve derinleşmemiş) sorunlarla, “normal kişilerin” günlük hayatta yapacakları uyumlar, karşılaştıkları olağan seçme ve karar verme sorunlarıyla ilgilenir.
  2. Psikoterapi yardımı olan kişiler normal dışı (anormal) sayılır ve hasta olarak değerlendirilir. Psikolojik danışma yardımı olan kişiler normal sayılır ve danışan olarak değerlendirilir.
  3. Psikoterapi hasta ve kliniklerde, psikolojik danışma okul ve sosyal kurumlarda verilir.
  4. Psikoterapi psikolojik danışmaya göre daha uzun süreli verilen bir yardımdır.
  5. Psikoterapi daha çok tıbbi bir hizmet sayılırken, psikolojik danışma psikolojik yardım hizmeti sayılır.
  6. Psikoterapide tanı ve tedavi amaçlanırken, psikolojik danışmada bireyin gelişmesi, uyum sağlaması ve kendini gerçekleştirmesi amaçlanır.

Psikolojik danışmada görüşme türleri

a) Güdümlü psikolojik danışma: Danışmanın odak olma ve yetke (otorite) statüsü vardır. Bu yaklaşımda danışanın yetişme ve gelişimi, yapacağı seçimlerin veya alacağı kararların sorumluluğu, danışmanın yükümlüğündedir. Bu nedenle danışman, danışma süresince, danışana telkinlerde bulunmakta, ona yol göstermektedir. Yani danışman aktif, danışan pasiftir. Süreci danışman yönlendirir.

b) Güdümsüz psikolojik danışma: Bu yaklaşımın kurucusu Karl Rogers’tır. Ona göre danışman, danışanla kendisi arasında yakın ve güven verici bir hava yaratmalıdır. Rogers’e göre her birey, doğuştan kendini gerçekleştirme gücüne sahiptir. Bu güç, uygun koşullarda ve elverişli ortamda kendini göstermektedir. Kişide kendini yönetecek güç de vardır. Bu nedenle kendini yönetme, onun hakkıdır. Rogers’e göre danışman; danışana, koşulsuz kabul/saygı gösteren, danışanı yargılamayan, danışanı telkin ederek onu yönlendirmeyen bir yöntem sergilemelidir.

Psikolojik danışma iki türlü gerçekleştirilir.

i. Bireysel psikolojik danışma: Psikolojik danışmanın bir danışana yönelik gerçekleştirdiği danışmadır. Temelde bireye yönelik bir psikolojik yardım ilişkisidir.

ii. Grupla psikolojik danışma: Kişiler arası ilişkilerin geliştirilmesini hedefleyen; üyelerin, duygu, değer ve tutumlarının üzerinde durulduğu; ayrıca her bir üyenin davranışsal amacının gerçekleştirilmesinin sağlanmaya çalışıldığı; bu alanda yetişen bir psikolojik danışman tarafından yürütülen profesyonel, terapötik bir yardım etme sürecidir.

Grupla psikolojik danışma ile kişinin, oluşturulan bir grup içinde bireyler arası etkileşim sağlanarak kendisini daha iyi tanımasına problemlerini daha iyi görmesine ve problemlerine en uygun çözüm yolunu bulmasına yardımcı olunmaktadır. Grupla psikolojik danışmanın bireysel psikolojik danışmaya göre avantajları ve dezavantajları vardır.

Avantajları:

  • Kısa zamanda çok sayıda bireye yardım sağlar.
  • Empatik anlayışı geliştirir (başka bireyleri tanımayı ve olaylara onların gözüyle bakmayı sağlar).
  • Bireyler arası iletişim, hoşgörü ve sorunları paylaşma alışkanlığını geliştirir.
  • Bir gruba ait olma, benimsenme duygusunu geliştirir.
  • Ortak problemlere farklı yönlerden yaklaşma becerisi kazandırır.
  • Bir yetişkinden çok, kişi için daha değerli sayılan bir arkadaş grubundan destek almaya imkan verir.
  • Birey değerliliğini hisseder.
  • Başkalarının benzer sorunlar karşısında uyguladıkları çözüm yollarını öğrenme fırsatı yaratır.

Sınırlılıkları:

  • Derin duygulara girilemez.
  • Yüksek düzeydeki korku ve kaygıları idare etmek zordur.
  • Gizliliği sağlamak zordur.
  • Grup dinamiğini sağlayacak uzmanı bulma ve bu süreci zamana yayma zordur.
  • Grubun bazı üyeleri baskın olarak diğer üyeleri etkileyebilir.
  • Grubun bazı üyeleri grup baskısı yüzünden bireyselliklerini kaybedebilir; grup, üyelerini kayıtsız uyuma zorlayabilir.
  • Grup içindeki görüş ayrılıkları, klikleşmeler bireyleri olumsuz etkileyebilir.

Psikolojik danışmanın ilkeleri şöyledir:

Koşulsuz Saygı ve Kabul: Danışman, danışana kim ya da nasıl biri olursa olsun saygı duyar. Danışan davranışlarından dolayı değil, insan olması nedeniyle başlı başına bir değer olarak görülür. Ayrıca danışman, kendine gelen danışanın kişiliğini yargılamadan ve eleştirmeden, onu olduğu gibi kabul eder.

Empatik Anlayış: Danışmanın, danışanın görüş açısına girmesi ve danışanın dünyasını bu açıdan algılayabilmesidir. Empatide bir başkasının duygu, düşünce, tavır ve hareketinin farkında olma esastır. Onun gibi hissetmeye çalışmak yoktur.

İçtenlik – Saydamlık: Danışmanın herhangi bir rol yapmaksızın samimi ve dürüst olmasıdır. Saydam olan kişi, başkaları ile ilişkilerinde kendinde meydana gelen olumlu ya da olumsuz duyguları doğru bir şekilde algılar ve uygun bir dille karşısındakine aktarır. Empatide danışman karşıdakinin duygusunu anlamaya çalışıp bunu aktarır; saydamlıkta ise kendi duygu ve düşüncelerini uygun bir dille aktarır.

Güven: Danışma süreci boyunca karşılıklı güven ortamı oluşturulmalıdır.

Somutluk: Danışman, danışanı genellemelerden uzak, belirgin ifadeler kullanması için güdüler. Danışman, danışan tarafından anlatılanların belirgin olması için çaba gösterir.

İlişkinin Şimdi ve Buradalığı: Terapötik iletişim içinde, danışman ve danışanın o ana ve o anki olaylara odaklanmasıdır.

Profesyonellik: Psikolojik danışma, mutlaka bu alanda eğitimi olan uzmanlar tarafından verilen bir hizmettir.

Süreklilik: Psikolojik danışma, bir seferlik ya da ayaküstü verilen bir hizmet değil, sürekliliği olan bir hizmettir.

Gizlilik: Psikolojik danışman, danışma ilişkisini ve bu ilişki yoluyla elde ettiği bilgilerin gizliliğini korumalıdır.

Özerklik: Bireyi, kendini gerçekleştirme doğrultusunda kararlar verebilecek düzeye ulaştırmak önemlidir. Bu amaçla yapılan yardımlar özerklik ilkesiyle ilgilidir.

Önemli psikolojik danışma teknikleri şunlardır:

Rapport kurma: Danışman ile danışan arasında kurulan psikolojik bir ilişkidir. Bu ilişki aynı zamanda terapötik bir ilişkidir. Bu yakın ilişki karşılıklı saygıya dayanan, daha çok duyguların paylaşıldığı bir ilişkidir.

Açıklama: Danışanın ifade ettiği duygu ve düşünceleri daha anlaşılır hale getirmek için verilen tepkidir. Danışanın ifade ettiği düşünce ya da duygunun şeffaflığa kavuşması için yapılır.

Onaylama: Danışanın söylediklerinin anlaşıldığını ifade etmek için geri bildirim verilmesidir.

Duyguları Yansıtma: Danışanın duygularını belirginleştirmeye yarar. Danışanın ifade ettiği duyguların aynen tekrarlanmasıdır. Duygusal boşalımı (katarsiz) sağlar, empatik iletişimi oluşturur.

İçeriği Yansıtma: Danışanın söylediği anlamı yansıtma ve yeniden ifade etmedir. Danışanın düşüncelerinin doğru anlaşılıp anlaşılmadığını kontrol etmeye ve fikirlerin daha belirgin bir şekilde ifade edilerek açıklığa kavuşmasına yardımcı olur.

Yüzleştirme: Danışanın sözlerindeki tutarsızlıklara, sözleriyle davranışları arasındaki çelişkilere dikkat çekmektir. İçgörü kazandırmaya yarar.

Yorumlama: Danışanın ifade ettiği duygu, düşünce veya yaşantılar arasında bağlantılar kurmaktır. Davranışların arkasındaki duyguları gösterir.

Destekleme: Danışanın, duygu ve düşüncelerini inceleme, kendini tanıma ve güçlü yönlerini keşfetme konusunda desteklenmesidir.

Kendini Açma: Danışmanın, iletişimi arttırma ve devamını sağlamak için kendi hayatından da örnekler vermesidir.

Cesaret verme: Danışanı, yetersizlik ve değersizlik duygusundan kurtarıp, danışanın kendine güven kazanması amacıyla kullanılmaktadır.

Soru sorma: Danışanın, duygu ve düşüncelerinin daha ayrıntılı öğrenilmesi için kullanılır. Bazen uzun süren bir sessizliği bozmak için de kullanılabilir.

Bilgi verme: Aslında bilgi vermek psikolojik danışmadan çok rehberlik hizmetlerine özgü bir işlevdir. Ancak danışan belirli bir konuda bilgi isterse, bu bilgiyi vermekle danışan sorununu çözebilir ya da başka bir yöne çevirebilir. Bu nedenle psikolojik danışman yaptığının farkında olarak istenilen bilgiyi sağlayabilir.

Yapılama: Psikolojik danışmanın ilk oturumda danışana psikolojik danışma ve bunun kuralları hakkında bilgi vermesidir.

Yakından ilgilenme: Danışanın güvenini arttırmak ve güvenli bir ortam oluşturmak için danışana insan olarak saygı duyulduğunu ve söylediklerine önem verildiğini ileten bir davranıştır.

Konuşmaya açık davet: Danışanın kendisini daha iyi anlatabilmesi amacıyla açık uçlu sorular sorma becerisidir. Bu beceri, görüşmenin başlamasına yardımcı olur, danışanın belli bir noktada odaklanmasını sağlar, danışanın dikkatini duyguları üzerine odaklar ve danışmanın sözcüklerini daha iyi anlaması için belirli davranış örneklerinin ortaya çıkmasını sağlar. Geçen haftadan beri neler oldu?; Bu konuyu biraz daha açıklar mısın?; O anda neler hissettin?; Mutluyum demekle neyi kastettin, bana bir örnek verir misin?

Asgari düzeyde teşvik: Danışmanın en az düzeyde konuşup, danışanın konuşmaya sevk edilmesidir. Danışmanın görevi danışanın konuşmasının devamını sağlamaktır. Bunlar anahtar sözcüklerin tekrarı, tek kelimeli pekiştireçler ya da kısa cümlelerle sağlanabilir.

Kişiselleştirme: İçerik, ancak kişiselleştirildiği zaman danışan için bir anlam kazanır. …. hissediyorsun çünkü …. Düş kırıklığına uğradın çünkü derslerinde başarısızsın ve başarılı olmak istiyorsun.

Özetleme: Danışanın konuştukları, tüm görüşme ya da görüşmenin bir kısmı özetlenir. Ya danışman kendisi yapar ya da danışandan özet yapmasını ister.

Paylaştırma: Daha çok grupla psikolojik danışmada kullanılır. Danışmanın, gruptan birinin daha önceki oturumlardan birinde anlattığı yaşantıları ve duygularıyla, diğer grup üyelerinin yaşantı ve duyguları arasında benzer yanlara dikkat çekmesidir. Böylece grup üyeleri grup içinde kendilerini yalnız hissetmezler. Örnek: Benzer yaşantıları olanlar var mı? Paylaşabilir misiniz?                 Danışmanla danışan arasındaki iletişimi güçleştiren bazı tutum ve davranışlar da vardır. Bunlar otoriter tutum, pasiflik, duygusal konulardan kaçınma, yersiz yere güven verme, bazı konulardan kaçınma, aşırı samimiyet göstermedir.

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Konu Anlatım Videoları

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here