Eğitim Felsefeleri Videosu

Felsefi ve Psikolojik Temeli Ayırt Eden Video

Program Geliştirme Soru Çözüm Videoları

         Program geliştirme çalışmalarını etkileyen bir takım unsurlar ve bu çalışmalara kaynaklık eden noktalar vardır.

  • Tarihi temel: Geçmişte yapılan çalışmalar, deneyimler, gelişmeler ve anlayışlar geleceğe dönük çalışmalar için önemlidir. Böylece geçmişte yapılan hatalar ve yanlış uygulamalar incelenerek yeni çalışmalar gerçekleştirilebilir.

Eğitimde program geliştirme, eğitimin bilim alanı olarak kabul edilmesiyle 18. yy.dan itibaren başlamıştır. M.Ö. 5 yy.da Sokrates ve Platon fikirleriyle ön plana çıkmıştır. M.Ö. 4. yy.da Sofistler; M.Ö. 3. yy.da da Çiçero ve Quintilian eğitimi yaşama hazırlık olarak ele almışlardır. 18. yy.da Amerika’da Harward ve Princeton Üniversitelerinin açılmasıyla özgür araştırmalar başlamış, devlet okullarının açılmasıyla işlevsel eğitim programları geliştirilmiştir. 1918 yılında Franklin Bobbit’in “Eğitim Programı” isimli kitabı bu alanla ilgili ilk yayındır. 1949 yılında yayımlanan Ralph Tyler’ın “Eğitim Programı ve Öğretimin Temel İlkeleri” adlı kitabı alandaki önemli çalışmalardandır. 1962 yılında Hilda Taba “Program Geliştirme: Kuram ve Uygulama” adlı kitabını yayımlamıştır. İsviçreli Pestallozzi, yaptığı çalışmalarla çocuğun doğal gelişimine uygun biçimde düzenlenen ilkokulların başlangıcına önayak olmuştur. Alman eğitimci Proebel ise okul çağının 3 – 4 yaş düzeyinde başlaması gerektiğini ifade ederek anaokullarının temelini atmıştır. Alman bilim adamı Herbert de, eğitimin temelini bilgi ve ahlakın oluşturduğunu, bilimsel bilgilerin her düzeyde öğrencilere verilmesi gerektiğini ifade etmiştir. 21. yy.da öğrenen merkezli eğitim programları yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Charters da, davranışçı yaklaşımı savunmuştur.

Charters ve Bobbit’in çalışmalarının, program geliştirmeye etkileri şöyle olmuştur:

  • Amaçları, hedefleri, ihtiyaçları ve öğrenme yaşantılarını içeren ilkeler geliştirmişlerdir.
  • Hedef – davranışların kullanılmasında öncü olmuşlardır.
  • Hedeflerin ihtiyaç çalışmalarıyla ortaya çıkarılabileceğini ileri sürmüşlerdir.
  • Ekonomik Temel: Program geliştirmede gerçekçi, mevcut olanaklarla uyumlu, ihtiyaçlara yoğunlaşarak israftan kaçan, ekonomik kalkınmayı destekleyen çalışmalar yapılmasına dikkat edilmelidir. Ekonomi, kalkınma – insangücü ilişkisi ve eğitime ayrılan bütçe, program geliştirme çalışmalarına yön verir. Eğitim uygulamalarına ne kadar kaynağın ayrıldığı ve öğrencilerin üretime yönelik bilgi, beceri ve tutumlara sahip olma gerekliliği program geliştirme çalışmalarında göz önünde bulundurulur. Eğer soruda ekonomik temel soruluyorsa ancak seçeneklerde yoksa, toplumsal temel doğru cevap olarak işaretlenecektir.
  • Sosyal (Toplumsal) Temel: Eğitimin hedefleri belirlenirken toplumun ihtiyaçları dikkate alınır. Programlar bireyin sosyal gelişimini ve topluma uyumunu sağlayacak biçimde hazırlanmalıdır. Programın temel amacı, bireyin topluma uyumunu sağlamaktır. Bu nedenle program toplumun ihtiyaç ve beklentileri ile yaşam biçimi, kültürü, sosyal ve ekonomik yapısına, anayasasına, devlet düzenine, denetim sistemine, kurum ve kuruluşlarına uygun olmalıdır. Bir eğitim programı toplumu yansıtır. Bir program toplumdan ve toplumsal yapıdan uzak kalamaz. Çünkü yetiştireceği bireyler toplumun birer üyesi olacaklardır.
  • Bireysel Temel: Birey, programın en önemli temelidir. Program, bireyin kendini gerçekleştirme sürecini desteklemelidir. Program geliştirme çalışmalarında tüm çabalar birey içindir. Öğretim programı, bireyin kendini gerçekleştirme sürecini desteklemektedir. Bireyin tanınması, ihtiyaçlarının bilinmesiyle gerçekleşir. Bireyin ihtiyaçları, hedeflerin oluşturulmasına ve programın geliştirilmesine temel oluşturur. Sorunlarını etkin bir şekilde çözebilen birey ve toplum oluşturmak, eğitimin temel amaçlarından biridir.
  • Konu Alanı Temeli: Öğrenilmesi gereken konuların olması ve bunların öğrenilmesi zorunluluğu konu alanı temelini oluşturur. Konu ve çalışma alanlarının ihtiyaçları, programların hedeflerinin belirlenmesinden önce yer almalıdır. Bireyin kazanması gereken özelliklerin ilişkili olduğu konu (disiplin) alanları programa yön vermelidir.
  • Psikolojik Temel: Program geliştirme çalışmalarında, psikolojiden (eğitim ve öğrenme psikolojisi) ve öğrenme kuramlarından en çok öğrenme – öğretme süreçlerini anlamada yararlanılır. Bu aşamayla ilgili olarak yöntem ve tekniklerin seçiminde de psikolojiden yararlanılır. Öğrenme kuramlarına ilişkin yapılan deneylerin sonuçları program geliştirme çalışmalarını etkiler. Bu noktada iki temel kuram, program geliştirme çalışmalarını etkiler: Davranışçı kuramlar ve bilişsel kuramlar.
  • Felsefi Temel: “Niçin?” sorusunun cevabını arar. Toplumda hakim felsefi eğilimler de program geliştirme çalışmalarına yön verir. Program geliştirmede felsefeden en çok hedeflerin oluşturulması aşamasında yararlanılır. Eğitim programlarının temel yapısının oluşturulmasında, öğretim hedeflerinin (öğrenci kazanımlarının) iç ve dış tutarlılığını sağlamada, aday hedefleri belirlemede, hedefleri önem sırasına koymada etkilidir ve hedeflerin toplumun genel baskın felsefesine uygunluğunu belirlemede felsefi temelden yararlanılmaktadır. “Felsefenin olmayışı, eğersiz bir atın üzerine binerek, çılgın bir şekilde oradan oraya gitmeye benzer.” Felsefe, biz kimiz?, İnanç ve değerlerimiz neler?, Var olma nedenimiz nedir?, Ne olmak istiyoruz? Ve Nereye gideceğiz? Sorularının yanıtını arama çabasıdır. Eğitim felsefesi;
  • Okulların ne için olduğunu,
  • Hangi konuların öğretilmesi gerektiğini,
  • Öğrencilerin nasıl öğrendiğini,
  • Eğitimin hedeflerinin neler olduğunu,
  • İçeriğin seçilmesini ve örgütlenmesini,
  • Öğrenme – öğretme sürecinin nasıl belirlenmesi gerektiğini belirler.

Her programın dayandığı bir felsefe vardır. Programın temel aldığı felsefenin değişmesi, programın yeniden ele alınmasını gerekli kılar. Temele alınan felsefe, eğitimin öncelikle uzak, daha sonra genel ve özel hedeflerine yansır. İlköğretimde 2005 – 2006 yılında uygulamaya konulan ilköğretim programları ilerlemeciliğe dayanır.

Felsefenin Alanları:

Ontoloji: “Varlık sorunu” olarak özetlenebilir. Varlık nedir, insan nedir, ruh nedir, tüm var olanların başlangıcı nedir? Gibi sorulara cevap arar. Bu sorulara verilen cevaplar insana bakış açımızı gösterir ve bu eğitimi doğrudan etkiler. İnsanın evrendeki yeri, önemi, rolü nedir ve bir amaç için mi yaratıldı?

Epistemoloji: “Bilgi sorunu” olarak özetlenir. Bilginin doğruluğu ve yanlışlığı, bilginin kesin olup olmayacağı, bilginin kaynağı, bilginin değeri gibi konuları ele alır. Gerçek bilinebilir mi? Bilginin niteliği nedir? Doğru, yanlış, saçma, olası, belirsiz bilgi nedir? Mutlak (kesin) bilgi var mıdır?

Aksiyoloji: “Değerler sorunu” olarak açıklanır. Ahlak, değerler, insan davranışları, erdem, estetik ve iyi – kötü kavramlarını tartışır. Öğretmen hangi değerleri temele almalıdır? Öğrencilere hangi ahlaki değerler kazandırılacaktır? İyi – kötü, mutluluk – mutsuzluk, ahlak – ahlaksızlık, vicdan – vicdansızlık, erdem – erdemsizlik nedir?

Mantık: “Akıl yürütme” sürecidir. Akıl, akıl yürütme, çıkarımda bulunma, sonuçlara varma, doğru düşünme ve düşünme kuralları gibi konuları inceler.

Metafizik: Fizik ötesi dediğimiz soyut durumları, varlığı ve sonrasını sezgisel bir bakış açısıyla inceleyen; ruh, yaratıcı,cennet, cehennem gibi konuları ele alan felsefe akımıdır.

Pozitivizm: Olguculuk demektir, köklerini realizmden alır. Nesneler ve nesnelerin konu olduğu durumlar üzerinde durur. Somut, algılanabilen, gerçek dünyaya (maddesel) ait meseleleri deney ve gözlem ile inceler.

Rasyonalizm: Doğru bilgiye akıl yoluyla ulaşılabileceğini savunur.

Kritisizm: Doğru ya da yanlış fark etmeden mevcut durumların eleştirisini savunan bir öğretidir.

Eğitimi Etkileyen Felsefi Akımlar: Eğitimi etkileyen başlıca dört felsefe vardır. Bunlardan ikisi geleneksel felsefeler olarak bilinen idealizm ve realizm, diğerleri ise çağdaş felsefeler olarak adlandırılan pragmatizm ve varoluşçuluktur.

İdealizm: Gerçek akıldır, madde onun ürünüdür. Akıl, sevgi, değerler ve bilgelik önemlidir. Bilginin kaynağı sezgisel düşüncedir. Temelde ruh vardır ve beden ruhtan sonra gelir. İyi, doğru, güzel gibi değerler yani bilgi mutlak ve değişmezdir. İyi, doğru ve güzel evrenseldir. Bu nedenle tutarlılık kavramı önemlidir. Eğitim, ruhu iyiye çevirme işidir. Eflatun, insanın hem bedensel hem de ruhen eğitilmesi gerektiğini savunur. Bilgiler insan aklında önceden vardır, bu nedenle tümdengelim kullanılır. Aklı fazla olanlar devleti yönetmelidir. Okul, kültürel mirası oluşturan değerleri öğretmelidir. Eğitim, insanın özgür ve bilinçli olarak yaratıcıya ulaşma sürecidir.

İdealist eğitimde; merkezde konular, dersler, evrensel doğrular ve bunları aktaracak öğretmen vardır. Konu alanı merkezli ve bilgi merkezli program geliştirme yaklaşımı benimsenir. Bilgi doğuştan gelir ve bilgiye sezgisel düşünme ile ulaşılır. Eğitimde sokratik tartışma, model alma gibi yöntemler kullanılır. Öğrencilere yaşayan değerler ve bu değerlerle nasıl yaşayacağı öğretilmeli; okul kültürel mirası oluşturan değerleri öğretmelidir.

Realizm (Gerçekçilik): Varolan her şeyi gerçek sayan felsefe öğretisidir. Gerçeklik mutlak ve değişmezdir. Varlık ve nesneler önemlidir. Bilgiye ulaşmada bilimsellik önemlidir. Bilginin kaynağı yaşanan çevredir ve bilgi sonradan edinilir. Toplumsal değerler korunur ve yeni nesillere aktarılır. Zihinsel eğitim, disiplinli çalışma ve ahlaki eğitim önemlidir. İdealist görüşe tepki olarak ortaya çıkmıştır. Duygu ve arzulardan öte akla ve mantığa dayalıdır. İdealizmin tersine zihin kendi dünyasını yaratmaz. İnsan zihni, yaşadığı çevre ile bilgi alışverişinde bulunarak nesnelerin bilgisine ulaşır.

Gerçek, zihnin dışındadır ve zihnin dış dünyadan aldığı duyumlarla şekillenir ve değişir. Bilgi, sonradan kazanılır. Bu nedenle, eğitim hayat içinde ve hayata uygun olmalı; tabiat kanunları öğretilmeli ve uygulamaları yaptırılmalıdır. Temel bilgiler (matematik, fen ve yabancı dil) mutlaka herkese öğretilmelidir. Akıl yürütme yolu ise deney, gözlem ve tümevarım yöntemleridir. Realizm de konu alanı merkezli olmasına karşın idealizmden farklı olarak daha mantıklı, düzenli ve disiplinler şeklinde programların yapılması mevcuttur.

Pragmatizm (Yararcılık): 19. yy.da Amerika’da ortaya çıkmıştır. Birey, bilim ve bilimsel yöntem önemlidir. W. James ve J. Dewey, bilimsel yöntem için problem çözmenin, gelişimin ve deneyimin önemli olduğunu savunur. Deneyimlerle faydalı bilgiler elde edilir. Gerçeklik değişken ve görelidir yani bilgi değişebilir. Öğrenme yaşantı ürünüdür, okul yaşamın kendisidir. Bireysel özellikler ve öğrenci katılımı önemlidir. Eğitimde çıkış noktası konu değil, bireydir. Önyargılara yer yoktur. Demokratik ve sosyal yaşam geliştirilmelidir.

Bir düşüncenin doğruluğu başarısına ve yararlılığına bağlıdır. Yarar getiren şeyler doğru düşüncelerdir. Bu akımda önyargıların yeri yoktur. Sonuçlar değerlendirilerek gerçeğe ulaşılır.

Değişimi gerçeğin esası olarak gördüğü için eğitimin de sürekli bir gelişim içinde olduğunu öngörür. “Aynı nehirde iki defa yıkanılmaz.” sloganı benimsenir. Öğrencilerin sürekli değişen dünyanın problemleri ile başa çıkabilmesi için problem çözme ve eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesi gerekir. İnsanın işine yaramayacak şeyler öğretilmemelidir.

Çocuğun tüm yaşamı bir bütün olarak kabul edilir, bu nedenle eğitim yaşamın ta kendisi olarak görülür. Öğretim süreçlerinde bireysel özellikler ve etkin katılım önemlidir. Eğitimde çıkış noktası konu değil, çocuktur.

Existentializm (Varoluşçuluk): Özgürlüğe önem veren felsefe öğretisidir. Bireysel özgürlükler önemlidir. Her birey kendi özgürlüğü içinde yetişkinlerin zorlaması olmaksızın özgürce kişiliğini geliştirebilmelidir. Çevresel faktörler bireyi ve özgürlüğünü etkiler. Bireye saygı duyulmalıdır ve birey kararlarını kendi vermelidir. Bireyin gerçekleşmemiş iç varlığı ve özgürlüğü önemlidir. Akıl, yaratıcıya ve mutlak doğruya ulaşmak için hem bir araç hem de kaynaktır. Bilgi edinmenin yolu sezgi ve yaratıcılıktır. Eğitim doğal ortamda sağlanmalıdır (açık okul). Bu akıma göre eğitimin amacı özgürlüklerin arttırılmasıdır.

İnsan kendini yaratan, kendi faaliyetlerinin toplamı olan ve kendinden sorumlu olan bir varlıktır. Toplum, meslek, kitle iletişim araçları, demokrasi, ahlak vs. gibi kişi özgürlüğünü sınırlayan şeylerin hiçbir şekilde baskı aracı olarak kullanılmaması esastır. Bu nedenle toplumsal ve hatta grup öğretimine karşı çıkar, kişinin kendi kendine eğitimini öngörür. Bu felsefede her bir öğrencinin kendi değerler sistemini özgürce ve yetişkinlerin zorlaması olmaksızın geliştirmesini izin verilmeli ve yardımcı olunmalıdır. Fakat bu görüşün eğitim sürecine yaklaşımındaki kesin tutum, bilgi düzeyi, eğitim süreci, birey – grup etkileşimi, öğretmen ve öğrenci konularına ilişkin var olan uygulamaları reddetmesi onun uygulanabilirliğini zorlaştırmaktadır.

Eğitim Felsefeleri: Üzerinde ortak görüşe varılmış dört eğitim felsefesi vardır ve bunlar yukarıdaki felsefelere dayanırlar.

Daimicilik (Adler, Mortinerd, Maynard, Hutching): İdealizm ve realizme dayanır. Eğitim sağlam ve doğru karakterli insanlar yetiştirmeli ve zihinsel eğitime önem verilmelidir. Maddi ve manevi eğitim yapılmalıdır. Değişmeyen evrensel bir eğitim anlayışı olmalıdır. Entelektüel eğitim önemlidir. Klasik eserler eğitimi verilmelidir. Eğitim hayatın kopyası değil, ona hazırlıktır. Okul, mutlak ve değişmez doğruları kazandırmalıdır. Bu felsefe akla önem verir. İnsanların gerçeklere aklını kullanarak ulaşabileceğini ve tüm doğruların akılda var olduğunu savunur. İnsanların özü dünyanın her yanında aynıdır ve tarih boyunca değişmemiştir. Konu ve disiplin merkezlidir, realizm ve idealizme dayanır. Sokratik tartışma, soru – cevap, buluş yolu, tümdengelim, tartışma, örnek alma, gezi, gözlem vb. yöntemler kullanılır. Ahlak ve din eğitimi önemsenir. Sabit eğitim programları uygulanır. En geleneksel yaklaşımdır.

Eğitimin amacı, doğru ve sağlam karakterli, üstün zekalı, akıllı, seçkin bireyler yetiştirmek ve rasyonel kişileri eğitmektir. Eğitimin görevi değişmeyen bilgi ve konuları aktarmaktır. Geçmişten gelen kesin doğruları ve değerleri nesilden nesile aktarmaktır. Klasik konular, sabit programlar ve beşeri bilimler programların odak noktasıdır. Öğretmen merkezlidir. Öğretmenin görevi geçmişten gelen kesin doğruları ve bilgiyi, nesilden nesile aktarmak, öğrencilerin düşünmelerine yardımcı olmaktır.  Eğitim hayatın bir kopyası değil ona hazırlıktır.

Esasicilik (Horne, Kandel, Bagley): Realizm ve idealizme dayanır. Bu eğitim felsefesine göre öğrenci, yetişkinlerin kontrolüne ihtiyaç duyar. İnsan aklı doğuştan boştur, tüm bilgiler sonradan öğrenilebilir. Konu ve disiplin merkezlidir. Öğrenci öğretmeni dinleyerek anlatılanları ezberlemelidir, öğretmen merkezlidir. Sunuş yoluyla öğretim stratejisi kullanılır. Öğrenme zor bir iştir ve disiplinli çalışmayı gerektirir. Kurallara uymayan öğrenci cezalandırılır. Öğretmen sınıfta tek otoritedir ve alanında uzmandır. Öğretimin amacı yeni kuşaklara ortak bilgileri ve kültürel değerleri aktarmaktır çünkü insanın aklı doğuştan boştur. Öğrencilere bütün insanların sahip olması gereken temel esaslar öğretilmelidir. Ezber, soyut düşünme, alıştırma, anlatım, gözlem, laboratuar yöntemleri kullanılır. Dünyada en yaygın olan eğitim felsefesi akımıdır.

Programların odak noktası temel beceriler (okuma – yazma, sayma) ve temel konulardır (matematik, fen, tarih, ana dil vb.). Geleneksel değerlerin yaygın bir şekilde öğretimi söz konusudur. Geçmişten gelen temel bilgi ve değerlerin önemli yanları korunup, yeni kuşaklara öğretilirse, yeni kuşaklar için geçmişin başarıları üstüne daha mükemmel bir uygarlık kurulabilir. Öğrencinin potansiyelini tam olarak gerçekleştirebilmesi için öğretmenin rehberliğine ve yetişkinlerin kontrolüne ihtiyaç vardır.

İlerlemecilik (Dewey, James, Kilpatrick, Bacon, Conte): Pragmatizm ve varoluşçuluğa dayanır. Çağdaş bir eğitim felsefesidir. Eğitimin özü topluma uyumda değil, tecrübelerin sürekli yeniden inşa edilmesindedir. Öğrenci merkezdedir yani eğitimde öğrencilerin ilgi, ihtiyaç ve yetenekleri dikkate alınmalıdır. Amaç demokratik ve sosyal hayatı geliştirmektir. Problem çözme yöntemi kullanılmalı ve uygulamaya ağırlık verilmelidir çünkü öğrenme yaşantı yoluyla gerçekleşir. Okul yaşamın kendisidir, bu nedenle eğitim planlanırken yaşamda karşılaşılabilecek durumlara yer verilmelidir. Öğrenci bilgiye doğrudan ulaşmak yerine deneyimleriyle bilgiyi özümsemelidir. Dersler aşamalılık ilkelerine göre düzenlenmelidir. Öğrencinin üst düzey zihinsel becerilerini geliştirmek esastır. Öğrenciler yarıştırılmamalı, işbirliği içinde birlikte çalışmalıdır. Öğretmen yol göstericidir. Eğitim ortamında herkes düşüncesini söyleyebilmelidir, demokratik bir eğitim ortamı gerekir. Öğrenci merkezlidir, hümanistik eğitim önemlidir. Eğitim aktif ve çocuğun ilgilerine göre olmalıdır. Okul yaşamın ta kendisi olmalıdır. Yaparak yaşayarak öğrenme esastır.

Yeniden Kurmacılık (Reformist Eğitim – Reconstructionism) – (Dewey, Isaac Bergson, T. Brameld, Rugg): Varoluşçuluk ve pragmatizme dayanır. İlerlemeciliğin devamıdır ve J. Dewey bu akımın temsilcisidir. Eğitimin amacı toplumda gerçek demokrasiyi sağlamak ve toplumu yeniden düzenlemektir. Eğitimde fırsat eşitliğinin yeniden kavramsallaşması ve işlevselleştirilmesine odaklanır. Toplumsal değişimlerden eğitim sorumludur. Okul, toplumsal değişimin en dinamik kurumudur. Eğitimin hedefleri işbirliği, demokratik yaşam biçimi gibi değerleri öğretmektir. Esas güç öğretmenlerdedir. Eğitimin merkezinde yine öğretmen vardır ama burada öğretmen değişimin ve reformun öncüsüdür. Eğitim, davranış bilimlerinin bulgularına dayalı olarak toplumu yeniden inşa etmelidir. Sorun merkezlidir.

            Naturalizm (Rousseau): Gerçek doğadır ve insan doğal bir varlıktır. Eğitim bireyin doğasına uygun olmalıdır. Eğitim programı öğrenci merkezli olmalıdır. Öğrencinin ilgi, yetenek ve ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalı, öğrenci yaparak, yaşayarak öğrenmelidir. Çocuk yetişkin oluncaya kadar hiçbir ahlaki değer ve inanç verilmemelidir.

            Politeknik Eğitim (Marx, Engels, Lenin): Eğitim bireyden çok toplumu öncelikli tutmalı ve birey çok yönlü yetiştirilmelidir. Toplum, birey dengesinde önce toplumun beklentileri karşılanmalı, toplumsal yapı güçlendirilmeli ve birey toplum için eğitilmelidir. Eğitimin amacı bireyin üretim yeteneklerini geliştirmektir. Uygulamalı eğitim verilmelidir. Program üretim teknikleri, uygulama ve politik derslere göre düzenlenmelidir.

Eğitim Felsefeleri Videosu

Felsefi ve Psikolojik Temeli Ayırt Eden Video

Program Geliştirme Soru Çözüm Videoları

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here