Rehberlik ve Psikolojik Danışma Konu Anlatım Videoları

Özel eğitim sürecinde karşımıza çıkan önemli konulardan birisi bu sürece dahil edilecek çocukların bulunarak özürlerinin saptanmasıdır. Ülkemizde okullarda çok sayıda özel eğitime muhtaç çocuk bulunmasına karşın birçoğu özürlerinin farkında değildir. Bazı ailelerse bu durumun farkında olduğu halde saklama yoluna gitmektedir. Toplumun bu çocuklara bakış açısı, ailelerin çocuklarının durumlarını saklamasına yol açan en önemli etken olarak karşımıza çıkmaktadır.

Öğrenme güçlüğünü tespit edebilmek için çok uzun gözlem süresine gereksinim olabilir. Sosyal ve ahlaki yönden gelişim güçlüğü olan bir öğrenciyi de gözlemle tespit etmek, sorunu tanılama ve belirleme açısından kolay olmayabilir. Tanılama sürecinde üç temel basamak yer almaktadır:

  • Bireyin özrüne ad koyulur.
  • Özrün derecesi belirlenir.
  • Bireyin bundan ne kadar etkilendiği belirlenir.

Bu üç basamağa ek olarak çocuğun akranlarından iyi ya da geri olduğu alanların açıkça ortaya konması gerekmektedir. Ayrıca tanılama sürecinin sağlıklı gerçekleşebilmesi için bazı ilkeler vardır:

  • Erkenlik ilkesi: Tanılamanın mümkün olduğunca erken zamanda yapılmasını açıklar. Bu ilke birçok yeni sorunun oluşumunu da önlemektedir. Doğumdan sonraki süreçte 6 – 12 ay arası, özel eğitimi gerektiren birçok unsur için kritiktir. Bu ilkeye uyulmaması halinde var olan sorunlara ek olarak yeni sorunlar ortaya çıkabilmektedir.
  • Bütünlük ve derinlik ilkesi: Tanılamanın sağlıklı yapılabilmesi için çocuğun tüm gelişim alanları incelenmeli ve sadece bugünü değil geçmişi de ele alınmalıdır. Çocuğun doğumdan itibaren tüm gelişim alanları, evreleri, çevresel koşulları, bu güne dek geçirdiği kaza ve hastalıklar dikkatle değerlendirilmelidir.
  • Alternatiflik ilkesi: özel eğitime ihtiyaç duyduğu düşünülen bir çocuğun tanılamasında tek bir yöntem ya da yaklaşım benimsenmemeli, mümkün olduğunca farklı araç ve yaklaşımlara da yer verilmelidir. Tek bir yaklaşım ile yapılacak tanılamalar, ciddi hatalara yol açabilmektedir.
  • Profesyonellik ilkesi: Özel eğitime muhtaç çocukların tanılamasında tanı için çalışan kişinin alanında uzman olması gerekir. Alanında uzman kişi sadece tanılamada değil eğitim, tedavi ve yöneltme boyutunda da uzman olmalıdır. Bu ilke bütünlük ilkesiyle paralel çalışır. Çocuğun engel tür ve derecesinin tanılanmasında ve ona uygun okulda eğitsel ihtiyaçlarının karşılanmasında değerlendirmenin daha tutarlı yapılabilmesi için bir ekip çalışması yapılmalı ve bu ekipte özel eğitimci, psikolojik danışman, sosyal hizmet uzmanı, konuşma terapisti, hekim ve ailelerin ve hatta mümkünse çocukların kendileri de bu takımda yer almalıdır.
  • Erken müdahale ve izleme ilkesi: Tanılama yapıldıktan sonra özel eğitime muhtaç çocuğun eğitimden nasıl etkilendiği, gelişimi ve değişimin yönü tespit edilmelidir. Bunun için hemen müdahale edilmeli, izleme çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Bu çalışmalar yılda en az iki kez tekrar edilmelidir. Erkenlik ilkesi tanılamanın öncesiyle ilgilidir. Yani tanılamanın mümkün olan en erken süreçte yapılmasını açıklar. Erken müdahale ve izleme ilkesi, tanılamanın ardından gerçekleştirilir. Böylece tanılama yapıldıktan sonra sunulan eğitim çocuğa istenen faydayı sağlayamıyorsa mümkün olan en erken süreçte müdahale edilebilir.
  • İşbirliği ilkesi: Özel eğitime muhtaç çocukların belirlenmesinde işbirliği büyük önem taşır. Çocuğun yakın çevresi, sosyal çalışmacı, özel eğitim uzmanı ve psikolog bir araya gelerek vaka çalışması yapabilir.
  • Kayıt tutma ilkesi: Özel eğitime muhtaç çocukların gelişimsel süreçleri, öğretmenleri tarafından düzenli olarak izlenmeli ve kayıt altına alınmalıdır. Böylece çocuğun bir üst eğitim kurumuna geçişinde, okul değiştirmesinde ya da öğretmenin değişmesi halinde gelişimsel süreçleri hakkında bilgi sahibi olunabilir. Bugüne kadar neler yapıldığı ve neler yapılabileceğine dair karar verme süreci kolaylaşır.

Okul öncesi dönemde özel eğitim hizmetleri:

  • 37 – 72 ay arasındaki özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin okul öncesi eğitimi zorunludur. Ancak, bireylerin gelişim ve bireysel özellikleri dikkate alınarak okul öncesi eğitim dönemi süresi bir yıl daha uzatılabilir.
  • Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin okul öncesi eğitimlerinin, öncelikle okul öncesi eğitim kurumlarında kaynaştırma uygulamaları kapsamında sürdürmeleri esastır. Ancak bu bireyler için okul öncesi özel eğitim okulu ve özel eğitim sınıfları da açılabilir.

İlköğretim döneminde özel eğitim hizmetleri:

  • Özel eğitime ihtiyacı olan bireyler ilköğretimlerini, öncelikle kaynaştırma uygulamaları yoluyla akranları ile bir arada sürdürebilecekleri gibi özel eğitime ihtiyacı olan bireyler için açılan ilköğretim okullarında da sürdürebilirler.
  • İlköğretim programlarının amaçlarını gerçekleştirecek durumda olmayan bireyler ise eğitimlerini, gelişim alanlarındaki performans düzeylerine göre hazırlanmış eğitim programlarının uygulandığı özel eğitim okul ve kurumlarında sürdürürler.
  • İlköğretim okullarını bitiren öğrenciler genel, mesleki ve teknik ortaöğretim okullarına yönlendirilirler. İlköğretim programlarına denk olmayan eğitim programlarını tamamlayan özel eğitime ihtiyacı olan öğrenciler ise özelliklerine uygun okul ve kurumlara yönlendirilirler.
  • Çeşitli nedenlerle ilköğretimlerini tamamlayamayan zorunlu öğrenim çağı dışına çıkan bireyler, MEB Açık İlköğretim Okulunda eğitimlerini sürdürebilirler. Özel eğitim gerektirdiğini Özel Eğitim Hizmetleri Kurulundan alınacak belge ile belgelendirenlerde yaş kaydı aranmaz.

Evde özel eğitim hizmetleri:

  • Okul öncesi ve ilköğretim çağındaki özel eğitime ihtiyacı olan bireylerden eğitim – öğretim kurumlarından doğrudan yararlanamayacak durumda olanlara evde eğitim hizmeti verilmesi esastır.
  • Evde eğitim hizmetleri özel eğitim hizmetleri kurulu tarafından planlanır.
  • Özel eğitim hizmetleri kurulu tarafından evde eğitim hizmeti almasına karar verilen bireylerin kaydı, bir ilköğretim okulu veya özel eğitim okuluna yapılır ve okula devam etme şartı aranmaz.
  • Bu hizmetler, gezerek özel eğitim görevi yapan öğretmen tarafından sürdürülür. Gerektiğinde okul öncesi, sınıf ve alan öğretmenleri de görevlendirilir.
  • Evde eğitim hizmetinden yararlanan birey, kayıtlı bulunduğu okulda uygulanan öğretim programlarından sorumludur. Ancak BEP geliştirme birimince, bu programlara dayalı olarak biyeni eğitim performansına göre, ihtiyaç duyduğu alanlarda BEP hazırlanır.
  • Evde eğitim alan bireyin başarı durumunun değerlendirilmesi kayıtlı bulunduğu okuldaki diğer öğrenciler gibi yapılır. Ancak bireyin durumu ve özelliğine göre değerlendirme şekli, yöntem ve tekniklerinde öğretmen tarafından gerekli değişiklikler yapılır ve özel tedbirler alınır.
  • Evde eğitimde, ailelerin bilgilendirilmesi, desteklenmesi ve eğitimin her aşamasına katılımları sağlanır.
  • Evde eğitim süreci birey, aile ve öğretmenin iş birliği ile planlanır.
  • Aile, etkili bir eğitimin gerçekleştirilmesi için uygun eğitim ortamının hazırlanmasını sağlar.
  • Bireyin evde eğitim almasını gerektiren şartların ortadan kalkması durumunda bu hizmet sona erdirilir.

Eğitsel değerlendirme: Öğrencilerin akademik, davranışsal ya da fiziksel özelliklerini belirlemek ve bu özelliklere uygun yasal ve eğitsel kararlar alabilmek amacıyla veri toplama sürecidir. Öğrencilerin başarısında BEP’lerinde yer alan amaç ve davranışlar dikkate alınır. Bu kapsamda öğrencinin bütün dersleri için ayrı ayrı olmak üzere her dönemde kazandırılması hedeflenen amaçların ve davranışların yer aldığı çizelgeler hazırlanır. Bu çizelgede bir dönem için belirlenen davranışların toplamı 100 puan olacak şekilde her bir davranış puanlanır.

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Konu Anlatım Videoları

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here