Rehberlik ve Psikolojik Danışma Konu Anlatım Videoları

Öğrencilerin kendilerini okulda güvende hissetmeleri, eğitim – öğretimin sürdürülebilmesinin önkoşuludur. Güvenli okul, okul kapılarına güvenlik elemanları ya da kameraları koymakla sağlanamaz. Okullarda şiddet sorunu temelde, insana değer veren bir toplumsal yapıya, öğrenciye değer veren bir eğitim anlayışına duyulan gereksinimi ortaya koymaktadır.

Saldırganlık, başka kişilere zarar veren, başkasını yaralamak niyetiyle girişilen herhangi bir davranıştır. Saldırganlık genelde iki temel grupta ele alınır. Birinci grubu düşmanlık içeren, duygusal ve öç alma biçimindeki saldırganlık oluşturur. Buradaki tepkisel saldırganlık, tehdit olarak algılanan bir durumda gösterilen savunma tepkisidir ve durumun bilişsel değerlendirmesini yapmak yerine öfke davranışlarıyla belirlenir. İkinci grubu araçsal, amaçlı ve yağmalama yönelimli saldırganlık oluşturur. burada planlı saldırganlık daha çok belli bir amacı yönelik, önceden düşünülmüş davranışları içerir.

Okullarda yaşanan şiddet olaylarının artması sonucu, Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği “Okullarda Şiddet” konusundaki değerlendirmelerini 2006 yılında bir basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurmuştur. Bu açıklamada yer alan dikkat çekici birkaç madde şöyledir:

  • Okullarda ergenler arasında yaşanan şiddet olayları, makro düzeyde küreselleşen dünyada egemen ülkelerin güçlerini, insan haklarına aykırı biçimde kullanmasından, toplumun sosyo – ekonomik yapısındaki dengesizliklere dek pek çok sorunun mikro düzeyde bir yansımasıdır.
  • Sorunun bütün içindeki yerini “şekil – zemin ilişkisi” çerçevesinde algılamak ve resmin tümünü incelemek gereklidir. Bu nedenle öğrenciler arasında yaşanan şiddet olayları; “Nasıl bir dünyada, hangi toplumsal yapı içinde ve nasıl bir eğitim sisteminde ortaya çıkmaktadır?” sorusu bağlamında incelenmeli ve doğru analiz edilmelidir.
  • Okullardaki şiddet 21. yüzyılda kendine “tanımlanmış, güvenli bir kimlik edinememiş Türkiye’nin, yaşadığı toplumda sağlıklı özdeşim referansları bulamayan ve geleceğe yönelik yoğun umutsuzluk duyguları yaşayan gencin somut bir tepkisidir.
  • Unutulmamalıdır ki, toplumsal çürümüşlük ortamında, değerlerin yitirilmesiyle oluşan güvensizlik zemininde en kolay etkilenecek kesim, kimlik bunalımındaki “ergen”dir.
  • “Güvenli okul”, okul kapılarına güvenlik elemanları ya da kameraları koymakla sağlanamaz. Bu gibi yöntemlerin “sorunu farklı zeminlere kaydırma” veya gençlere yönelik “güven duygusunu sarsma” gibi riskleri iyi değerlendirilmelidir.
  • Okullarda şiddet sorunu temelde, insana değer veren bir toplumsal yapıya, öğrenciye değer veren bir eğitim anlayışına duyulan gereksinimi ortaya koymaktadır. Çözüm, eğitimde gelişimsel psikolojik danışma ve rehberlik anlayışı, insancıl yaklaşım ve demokratik eğitim modellerini uygulamaya geçirmekte yatmaktadır.

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Konu Anlatım Videoları

Akran Zorbalığı

Bir kişi, diğer bir kişi veya kişiler tarafından kasıtlı, tekrarlı ve en azından bir süre devam eden olumsuz davranışlarla karşı karşıya bırakılıyorsa, bu kişinin zorbalığa uğradığı söylenebilir. Zorbalık davranışına maruz kalan kişiye kurban denir. Zorbalık, güçlerdeki dengesizlikle ortaya çıkan bir tür saldırgan davranıştır. Bu saldırgan davranış fiziksel (vurmak, itmek, tekmelemek, düşmanca hareket etmek, diğerinin sahip olduklarına zarar vermek vb.) ya da sözel (korkutmak, hakaret etmek, utandırmak, lakap takmak vb.) olarak gerçekleşebilir. Zorbalık doğrudan olabileceği gibi dolaylı zorbalık da yapılabilir. Dolaylı zorbalık, saldırgan ve kurbanın doğrudan karşılaşmasını gerektirmeyen sosyal gruptan dışlama, dedikodu yayma, utandırma, görmezlikten gelmek gibi davranışlar aracılığıyla olur. Böylece kurbanın o grup içinde statüsü ve diğerlerinin onu algılama şekli değiştirilir.

Zorbalığa uğrayan (kurban) öğrenciler sıklıkla okuldan korkmakta, okulu güvensiz ve mutsuz bir yer olarak algılamaktadır. Sınıf içi etkinliklere katılmaktan kaçınmakta ve buna paralel olarak da akademik başarılarında düşüş görülmektedir. Bu öğrenciler üzüntü, kendine acıma, acizlik, depresyon, kaygı, kızgınlık, kendini değersiz hissetme gibi duygular hissetmektedirler.

Zorbalığa maruz kalan (kurban) öğrenciler genellikle tedirgin, duyarlı, arkadaş grupları içinde kendini ispat etme güçlüğü yaşayan, özsaygıları eksik ve endişeli çocuklardır. Zorbanın en tipik duygusal davranışı ise empati kurmakta zorluk çekmesidir. Genellikle benlik saygısı normal ya da normalin üstündedir. Saldırgan ve dürtüsel mizaca sahiptir. Ailede model olarak görebileceği erişkinler arasında istismar yaygındır.

Zorbalığı yapan ve zorbalığa uğrayan öğrencilerin büyük bir bölümünü erkek çocukları oluşturmaktadır. Erkek öğrenciler genellikle fiziksel zorbalığa maruz kalmakta, kız öğrenciler ise genellikle sözel zorbalığa maruz kalmaktadırlar. Zorbalığa uğrayan kızlar bunu ailesine ve en yakın arkadaşlarına anlatabilmelerine karşın erkekler bunları kimseyle paylaşmamaktadırlar.

Yaş ilerledikçe zorbalığa uğrayan öğrenci sayısında bir düşüş, zorba sayısında bir artış olduğu gözlenmektedir. Küçük sınıflarda fiziksel zorbalık yaygınken, büyük sınıflarda daha çok sözel ve psikolojik zorbalık görülmektedir.

Zorba ve kurban öğrencileri değerlendirmede kullanılabilecek teknikler:

Zorbalık davranışı genellikle öğrencilerin kendi ifadelerine dayanan tekniklerle değerlendirilir. Ayrıca öğretmenlerin raporları, gözlem sonuçları ve akranların değerlendirmelerinden de (Kimdir bu? tekniği gibi) yararlanılabilir. Zorbalık düzeyini ve türlerini belirlemek için yurt dışında ve ülkemizde çeşitli ölçekler geliştirilmiştir.

  • Yurt dışında kullanılan “Colorado Okul İklimi Surveyi (Colorado School Climate Survey)” zorbalığa yönelik davranışların sıklığını belirlemeye yönelik ifadeleri içeren bir formdur ve 10 alt ölçekten oluşmuştur. H. Kartal ve A. Bilgin bu formu Türkçeleştirmiş ve sadeleştirmiştir.
  • Olweus tarafından geliştirilen “Zorbalık Ölçeği”, N. Dölek tarafından Türkçeye uyarlanmıştır.
  • M. Pişkin ve T. Ayas tarafından geliştirilen, geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan “Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği Çocuk Formu” 37 madde ve 5 faktörden oluşmuştur. Ölçekte akranlarına zorbalık yapan ve zorbalığa uğrayan öğrencileri belirlemek amaçlanmıştır.

Zorbalık ölçeklerini uygulamak için okul rehber öğretmeninin daha önceden bir eğitim almış olması gerekmemektedir. Okul rehber öğretmeni, yönergelere uygun olarak ölçeği uygulayıp sonuçları değerlendirir. Ancak ölçek puanlarına dayanılarak öğrenciler hakkında kesin bir yargıya varılmaz. Diğer tekniklerle toplanan bilgiler, ölçek sonuçlarıyla bir arada değerlendirilir.

Zorbalıkla başa çıkmada alınabilecek önlemler:

  • Okuldaki çalışmalar yoluyla aileye ve topluma ulaşmak esas alınmalıdır. Çünkü okullardaki şiddeti aile, toplum ve okul faktörleri ortaya çıkarmaktadır.
  • Okullarda alan taraması yapılarak riskli öğrenciler, zorba ve kurban öğrenciler ve bu davranışlara katılmayan öğrencilerin okul içerisindeki oranları belirlenmelidir. Daha sonra işbirliği içerisinde zorbalık ve şiddet davranışlarını ele alan toplantı ve konferanslar düzenlenebilir.
  • Okullardaki şiddet olayları düzenli bir şekilde kaydedilerek bunların analizi ve gerekli önlemlerin alınması sağlanabilir.
  • Okuldaki tüm öğrencilere etkili ve sağlıklı davranma becerileri öğreten programlar uygulanabilir.
  • Risk gruplarına çatışma çözme, akran arabuluculuğu, sosyal problem çözme gibi beceriler kazandırma programları uygulanabilir.
  • Hedef öğrencilere (saldırgan, kontrolsüz ve kızgın), saldırgan davranışların yerine konacak davranış eğitimi ve öfkeyle başa çıkma eğitimi programları uygulanabilir.
  • Rehberlik müfredatına zorbalık yapma ve zorbalığa maruz kalma ile ilgili tartışma ve sohbet saatleri eklenerek öğrencilerin bu konu hakkındaki farkındalıkları arttırılabilir. 
  • Zorbalıkla baş edebilmek için gerekli önlemleri içeren okul kurallarının geliştirilmesi ve bu sürece öğrencilerin katılmaları sağlanabilir.
  • Zorbalara ve kurbanlara gerektiğinde psikolojik danışma hizmeti sunulmalıdır.

Elektronik Zorbalık / Siber Zorbalık

Elektronik metinler aracılığıyla kasten ve belirli tekrarlarla gerçekleştirilen siber zorbalık, ölüm tehdidi, küfür, hakaret gibi içeriği olan mesajları gönderme, başkalarının e-postalarını izinsiz okuma veya kişisel şifrelerini kullanma, utandırıcı mesajlar gönderme, kurbanın utandırıcı resimlerini çekme ve yayma gibi eylemleri içerir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişimi ile akran zorbalığı daha az zaman ve enerji gerektirmekte, kısa sürede çok sayıda kişiye ulaşım sağlanabilmektedir.

Ülkemizde yapılan birkaç araştırmanın ortak sonuçları şöyledir:

  • Erkek öğrenciler, kız öğrencilere oranla daha fazla siber zorbalık yapmakta, daha fazla siber zorbalığa maruz kalmaktadırlar.
  • İnternet temelli iletişim kaynaklarının kullanımı ile siber zorba ya da kurban olma arasında pozitif yönde ilişki bulunmaktadır.
  • Yüz yüze gerçekleştirilen zorbalık ile siber zorbalık arasında pozitif ilişki bulunmaktadır.
  • Okulun türü, ailenin ekonomik geliri, yaş ve sınıf değişkenlerinin siber zorba ya da siber kurban olma ile ilişkili olmadığı gözlenmiştir.

Vandalizm (Tahripçilik)

Kamu mallarının tahrip edilmesidir. Kasıtlı olarak okulun araç gereçlerine zarar verme, kullanılamaz duruma getirme, parklarda banklara yazı yazma, belediye otobüslerindeki koltukları kırma gibi davranışları içerir. Ayrıca tuvaletlere yabancı cisimler atarak kanalizasyonu tıkama, okulun camlarını kırma, bayrak direğinin ipini kesme gibi davranışlar da vandalizm içerisinde değerlendirilir.

Cinsel İstismar

Bir kişinin kendi rızası dışında cinsel bir eyleme hedef olması ya da buna kalkışılmasıdır. Kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı, her cinsiyetten, her meslekten ve sınıftan insan cinsel istismara uğrayabilir. Cinsel istismar sözle, dokunmayla veya davranışlarla olabilir.

Çocuk Cinsel İstismarı: Çocuğun bir yetişkin tarafından; cinsel uyarı ve doyum için kullanılması, fuhuşa zorlanması, pornografi gibi suçlarda cinsel obje olarak kullanılması cinsel istismardır. Genital bölgeye dokunma, teşhircilik, pornografi, ırza geçmeye kadar çok geniş yelpazedeki tüm davranışları kapsamaktadır. Cinsel istismarın mutlaka şiddet içermesi gerekmez, çocuğun rızasının olup olmadığına bakılmaz. Türk Ceza Kanunu’nun 103. ve 104. maddeleri cinsel çocuk istismarı ile ilgili yasal düzenlemeleri içermektedir.

Cinsel istismara uğrama cinsiyetler arasında farklılık göstermekte ve kızlarda üç kat daha fazla görülmektedir. Cinsel istismar % 77 olasılıkla aile, % 11 diğer akrabalar, % 5 bakımla ilgisi olmayan kişiler, % 2 ise çocuğun bakımı ile ilgilenen diğer kişiler tarafından uygulanmaktadır.

İstismarcıların birçoğu da çocukluklarında ya cinsel istismara uğramışlardır ya da ev içerisinde şiddet olgusu vardır. Cinsel istismarcı birey genelde düşük eğitim ve sosyo ekonomik düzeye sahiptir. Aile genelde tek ebeveynden oluşmaktadır.

Aile içi cinsel istismar (ensest): Ensest, evlenmeleri hukuksal, ahlaki ve dini açılardan yasaklanmış yakın akraba olan kadın ile erkeğin cinsel ilişkide bulunmaları anlamında kullanılır. Cinsel sapkınlık olan ensest “akraba aşkı” olarak da tanımlanmaktadır.

Cinsel istismara uğramış çocuk nasıl fark edilir?: İstismarın fark edilmesi çoğu zaman tesadüfidir. Çocukta anormal davranışların fark edilmesi, çocuğun fiziksel bir yaralanma sebebiyle doktora getirilmesi, daha nadir olarak çocuğun üçüncü bir şahsa bunun hakkında bir şeyler söylemesi veya hamilelik sonucu ortaya çıkabilir. Bu nedenle çocukların cinsel istismarı tanımlama veya gösterme yeteneğinde olduklarına inanılmalı ve ciddiye alınmalıdır. Çünkü çocuklar böyle bir hikaye uydurmak için gereken entelektüel ve cinsel deneyime sahip değildir.

Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince;

On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar olması durumunda resmi işlemleri başlatınız.

TCK’nun 278 ve 279. maddeleri gereğince suçun bildirim zorunluluğu vardır.

Akran Baskısı

Bireyin sahip olduğu yaş gruplarının, aktivitelerinde, bir şeyi yapmak için bireye ısrar etmesi ve cesaretlendirmesidir. Akran baskısı, ergene bir arkadaşı tarafından ne yapması ya da nasıl davranması gerektiğinin direkt olarak söylenmesi şeklinde de olabilir. Akran baskısı, ergenlerin genellikle arkadaşları tarafından kabul edilme ve onaylanma gereksinimlerinden doğar.

Referans grubu, bireyin henüz gerçek üyesi olmadığı ancak üye olmak istediği, bunun için çeşitli çabalar gösterdiği gruplardır. Referans grupları, bireylerin özenti duydukları gruplar oldukları için özenti grupları da denilebilir.  

Akran baskısı sözel ya da sözel olmayan mesajlarla iletilebilir ve ergenin kendi değerlerine göre davranışı yargılamadan uyması konusunda bir zorlayıcılık taşır. Akran baskısı sonucunda ergenler risk alma davranışı ve suç kabul edilen davranışlar gösterebilir. Bu davranışlar sigara içme; alkol ve madde kullanımını deneme; okuldan kaçma, okula devamsızlık, kopya çekme; ders dışı aktivitelere daha az zaman ayırma; akademik performans düşüklüğü; hırsızlık, mağazadan mal çalma; çetelere katılma vb.

Akran baskısıyla risk alma davranışı ve sigara içme davranışı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Okul başarısı ile arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Akran baskısı düzeyi aynı olan kız ve erkekler karşılaştırıldığında, erkekler kızlardan daha fazla risk alma davranışı göstermektedirler. Akran baskısı ile baş etmek için atılganlık ve iletişim becerileri geliştirme çalışmaları yapılabilir. Okullarda temel önleme çalışmalarında etkili davranma becerilerinin tüm öğrencilere yönelik ya da riskli gruplara yönelik olarak uygulanması önemlidir. Ayrıca dışa yönelik ciddi ve açık kızgınlık, saldırganlık davranışları gösteren hedef öğrencilere saldırganlık yerine konabilecek davranışların neler olacağına dair eğitim ve öfke ile başa çıkma eğitimleri verilebilir.

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Konu Anlatım Videoları

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here