Öğrenme Psikolojisi Konu Anlatım Videoları

Öğrenme Psikolojisi Soru Çözüm Videoları

            Eğitim, genel anlamda “istendik davranış değiştirme ya da oluşturma sürecidir.” Bireyin kendi yaşantısı yoluyla davranışında meydana gelen değişme ise “öğrenme”dir. Eğitim ister kasıtlı olarak okullarda yapılsın (formal eğitim), isterse gelişigüzel bir biçimde bireyin içinde yaşadığı tüm çevrede yapılsın (informal eğitim), sadece istendik nitelikte davranış değişmelerinin oluşturulmasını yani geçerli öğrenmeleri kapsar.

Eğitim ve Öğrenmeyle İlgili Temel Kavramlar

Davranış: Organizmanın her tür etkinliğine davranış adı verilmektedir. Organizmanın gözlenebilen ya da gözlenemeyen açık ya da örtük etkinliklerinin tümüdür. Örneğin, konuşma, yazma, düşünme, kalbin çalışması vb.

Davranış türleri:

  1. Doğuştan gelen davranışlar: Doğuştan getirdiğimiz davranışları eğitim yoluyla değiştiremeyiz. İçgüdüsel ve refleksif davranışlardır.
    1. Refleks: Doğuştan getirilen, belli bir uyarıcıya karşı organizmanın belli ve basit bir davranış gösterme eğilimidir. Refleksler ertelenebilir ancak engellenemez. Örneğin nefes, birkaç dakikalığına tutulabilir, ancak mutlaka tekrar başlar. Gözbebeğinin ışığa karşı küçülmesi, üşüyen birinin titremesi, tozlu bir ortama girince hapşırma, vb.
    1. İçgüdü: Doğuştan getirilen, türe özgü davranış örüntüleridir. Doğuştan getirilir, bir türün tüm üyelerinde aynı şekilde olmalıdır, karmaşık bir davranış örüntüsü olmalıdır. İçgüdüler ertelenemez ve engellenemez. Basımlama (Konrad Lorenz), bazı kuşların yumurtadan ilk çıktığı anda çevresinde hareket eden ilk nesneye bağlanıp sürekli o nesneyi izlemeleridir. İçgüdüdür. Lorenz, ilk gözlemini kaz civcivleri üzerinde yapmıştır. Civciv yumurtadan ilk çıktığında Lorenz yürümüş ve civciv onu izlemiştir. Daha sonra civciv, annesi onun yanına geldiği halde Lorenz’i izlemeyi bırakmamıştır. Anne – baba – çocuk bağlanmasındaki aksaklıklar, ileriki yıllarda çocuklarda kişilik sorunlarına yol açabilir.
    1. Homeostatik davranış: Homeostasis, canlı varlıkların yaşamlarını sürdürebilmeleri için organizmanın beden ısısı, su, oksijen, kandaki şeker miktarı gibi ögelerin belli bir seviyede tutulmasıdır. Bu sayede yaşamımız için ihtiyaç duyduğumuz koşullar belli bir dengede tutulmuş olur. Üşümeyi ya da buna bağlı olarak titremeyi öğrenmeyiz. Soğuk havada oluşan üşüme hissi beynimizin ilgili bölümleri tarafından iletilir ve homeostatik mekanizma vücut ısısını artırma adına vücudun titremesini sağlar. 
  2. Sonradan kazanılan davranışlar: Doğuştan getirilmeyen, sonradan kazanılan davranışlardır. Bu tür davranışlar iki yolla kazanılmaktadır:
    1. Geçici davranışlar: Alkol, ilaç, uyuşturucu madde, hastalık gibi çeşitli etkilerle ortaya çıkan ve bu etki ortadan kalktıktan sonra yok olan davranışlardır.
    1. Büyüme ve olgunlaşma sonucu ortaya çıkan davranışlar: Bu davranışlar yürüme, dik durma, ses çıkarma vb. davranışlardır ve yalnızca büyüme ve olgunlaşma sonucu ortaya çıkarlar.
    1. Öğrenilmiş davranışlar: Öğrenme ürünü olan davranışlardır.

Öğrenme, sadece büyüme ve olgunlaşmaya bağlı olmayan, geçici etkilerle oluşan değişmelere atfedilemeyecek, yaşantı ürünü olan, davranışta veya potansiyel davranışta ortaya çıkan nispeten kalıcı izli değişmedir.

            Öğrenmenin Özellikleri:

  1. Davranışta bir değişme olması (Öğrenme, potansiyel olarak davranıştaki değişmeye, performans ise bu potansiyelin davranışa dönüştürülmesine işaret eder. Yani öğrenilen bir şey hemen performansa dönüştürülmeyebilir yani hemen sergilenmeyebilir.),
  2. Davranıştaki değişmenin nispeten sürekli olması (kalıcı izli olması),
  3. Davranıştaki değişmenin yaşantı kazanma sonucunda olması,
  4. Davranıştaki değişmenin yorgunluk, hastalık, ilaç alma vb. etkenlerle geçici bir biçimde meydana gelmemesi,
  5. Davranıştaki değişmenin sadece büyüme sonucunda oluşmaması (yürüme, dik durma, farklı sesler çıkarma),
  6. Öğrenme gerçekleşmiş ise transferedilmesi de söz konusudur.

         Kalım, Uyum ve Öğrenme

            Organizmanın yaşamını sürdürmesi, büyük ölçüde çevresindeki değişmelere başarılı olarak uyum sağlama yeteneğine bağlıdır. Etkin uyum sağlama ise öğrenmeyle mümkündür.

            İnsan belirli gereksinimlerini otomatik olarak karşılama sistemlerine sahiptir. Örneğin, otomatik olarak nefes alır, vücut sıcaklığı yükseldiğinde terleme yoluyla vücudun sıcaklığı düzenlenir; kan şekeri düştüğünde, normale dönünceye kadar kana şeker salgılanır. Bu otomatik uyum sürecine homeostatik mekanizma denir. Hemostatik mekanizmanın işlevi, yukarıda da belirtildiği gibi fizyolojik dengeyi sürdürmektir. Ayrıca doğuştan getirdiğimiz refleksler ve içgüdüsel (dürtü) davranışlar da yaşamı sürdürmeyi yani kalımı sağlamaktadır.

            Ancak sadece bu mekanizmaların yardımıyla uzunca bir süre yaşayabilmemiz mümkün değildir. Bir canlı türünün yaşayabilmesi; açlık, susuzluk, cinsellik vb. fizyolojik gereksinimlerini doyurmasına bağlıdır. Canlının gereksinimlerini karşılaması ise, çevresiyle etkileşimde bulunmasını gerektirir.

            Organizma yaşamını sürdürebilmek için, çevreye uyum sağlamada etkin olmak ve çok değişken çevrelerde gereksinimlerini gidermek durumundadır. Organizmaya bu esnekliği ise, ancak öğrenme süreci sağlayabilir. Öğrenme, organizmanın ya da bireyin çevreye uyumunda temel bir araçtır. İnsanoğlunun davranışlarının büyük çoğunluğu öğrenilmiş davranışlardır. Ancak öğrenme sonucu meydana gelen davranış “istendik” veya “istenmedik” olabilir. Örneğin küfürlü konuşma ya da sigara içme istendik olmamakla birlikte öğrenilmiş davranışlardır.

            Uyarıcı: Organizmanın duyu organlarını harekete geçiren ve bir tepkiye yol açan iç ve dış durum değişikliklerine uyarıcı denir. Uyarıcı organizmanın kendi içerisinde oluşuyorsa içsel; organizmanın dışında oluşuyorsa dışsal uyarıcı olarak adlandırılır. Acıkma, susama, kas hareketleri, içsel uyarıcı; ışık, ses vb. dışsal uyarıcılara örnektir.

Tepki: Uyarıcılara karşı organizmanın gösterdiği davranışa tepki denir.

Karşılık: Organizmanın bu tepkisine sağladığı sonuç da karşılık olarak isimlendirilir. Yani organizmanın tepkisine çevrenin verdiği davranıştır. Öğretmenin konuşmaması için uyardığı bir öğrencinin gülerek karşılık vermesi sonucu öğretmenin o öğrenciyi azarlaması bir karşılıktır.

Performans (edim): Öğrenilenin gözlenebilir hale dönüşmesidir. Bilişsel öğrenme kuramlarında kullanılır. Öğrenme zihinsel süreçler içinde oluşur. Bunlar gözlenemediği için öğrenme de gözlenemez. Bu nedenle öğrenmenin gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmek için öğrenilenin görülen yönüne yani performansına bakılır.

Yaşantı (deneyim): Bireyin çevresiyle belli bir düzeydeki etkileşimleri sonucunda bireyde kalan izdir. Ancak bireyin çevresiyle yaptığı her tür etkileşim bireyde iz meydana getirmez. Yaşantının oluşabilmesi için, etkileşimin yaşantı eşiğini aşması gerekir.

Güdü: Organizmayı harekete geçiren güç olarak tanımlanır ve her davranışın altında yatan nedendir. Güdüler, organizma içindeki bir ihtiyaçtan doğar ve bu ihtiyaçların giderilmesi için organizmayı harekete geçirir. Güdü, öğrenme sürecinde uyarılma, dikkat, pekiştirme, dönüt, kaygı gibi faktörlerle ilgilidir. Birincil (öğrenilmemiş) güdüler ve ikincil (öğrenilmiş) güdüler olarak ikiye ayrılır. Ayrıca bireyi davranışa yönelten gücün bireyin kendisinde ya da dışarıda olmasına göre de ikiye ayrılır. Bunlar da içsel güdü ve dışsal güdüdür.

İlk izlenim etkisi, bir kişiyle ilgili ilk değer yargılarımızın oldukça güçlü olduğunu ve değişmesinin zorluğunu açıklayan bir kavramdır.

            Amnezi (Bellek Yitimi): Sarsıntı, yüksek ateş, beyin zedelenmesi, baskı gibi nedenlerle hatırlama gücünün bir kısmının ya da tümünün yitirilmesidir. Organik hasarlardan bağımsız olarak da ortaya çıkabilir.

            Paramnezi (Belleğin Çarpıtılması): Gerçek olmayan bir anının gerçekmiş sanılması halidir. Paramnezi, bilinçsizce yapılan uydurmaların yanı sıra geriye dönük çarpıtmaları da içerir. Anıların bilinçli şekilde süslenmesi, yeni bir olayın daha önce yaşanmış olduğunu sanma (de ja vu) ve daha önceki bir yaşantıyı gerçeklere aykırı bir biçimde tanımlama durumu (jamais vu) gibi bellek bozukluklarıdır. Öğrenme Biçimleri: Bilgileri işleme ve öğrenme stilleri açısından bireyler arasında birçok farklılıklar vardır. Rita Dunn’a göre öğrenme stili, her bir bireyin yeni ve zor bir bilgiyi öğrenmeye hazırlanırken, öğrenirken ve hatırlarken farklı ve kendilerine özgü yollar kullanmalarıdır. Üç tür öğrenme stili genel kabul görmüştür: 1. Görsel öğrenenler: Görerek ve okuyarak öğrenmeyi tercih edenlerdir. Öğrenirken renkli temsil, grafik ve haritaları tercih ederler. 2. İşitsel öğrenenler: Dinleyerek ve tartışarak öğrenmeyi tercih ederler. 3. Kinestetik öğrenenler: Fiziksel temasla daha iyi öğrenmektedirler. Kişinin el ile duyumsamasına dayanır ve hareket halindeyken daha iyi öğrenebilmektedirler.

Öğrenme Psikolojisi Konu Anlatım Videoları

Öğrenme Psikolojisi Soru Çözüm Videoları

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here