İnsancıl kuramcılar, insanın hayvanlar gibi basit yapılara sahip olmayan, karmaşık süreçleri kendi içinde barındıran bir varlık olduğunu düşünmektedir. Bu yaklaşımı ilk olarak ortaya atan Maslow’dur. Combs ve Rogers, önemli savunucularıdır.

  1. İnsanın doğuştan iyi olduğunu ve dünyaya belli donanımlar ile geldiğini, eğer uygun ortam hazırlanırsa her bireyin bu gizil güçlerini açığa çıkarabileceğini savunur.
  2. İnsan biriciktir. Her birey kendine özgü bir gelişim çizgisi gösterir.
  3. İnsanın nihai amacı kendini gerçekleştirmedir.
  4. İnsanda doğal bir öğrenme isteği vardır.
  5. Öğrenilen konu ancak öğrencilerin ihtiyaçlarına ve amaçlarına uygun olarak algılandığında anlamlı bir öğrenme gerçekleştirilir. Ne öğreneceğine birey kendisi karar vermelidir.
  6. Öğrenme tehdidin ve hata yapma korkusunun olmadığı özgür ve demokratik bir ortamda gerçekleşir.
  7. Öğrenme, öğrencinin kendisi tarafından başlatıldığı ve öğrencinin hem bilişsel hem duyuşsal yönlerini içerdiğinde anlamlı ve kapsamlı olur.
  8. Toplumsal olarak yararlı öğrenme, öğrenme süreci hakkındaki öğrenmedir yani önemli olan, öğrenmeyi öğrenmektir.

İnsancıl Kuramın Öğretim İlkeleri

  • Her birey, sürekli değişen yaşantı dünyasının merkezindedir, başkaları bireyin yaşantılarını tam manasıyla bilemez.
  • Birey, algıladığı şekliyle tepkide bulunur ve her bireyin aynı olayı algılayışı farklı farklı olabilir.
  • Bireyin temel bir ihtiyacı vardır ve o amaç kendini gerçekleştirmedir.
  • Davranışı anlamanın en iyi yolu, bireyin iç referans çerçevesini bilmektir yani davranışı anlamak için bireyin çevreyi nasıl görüp algıladığına dikkat etmek gerekir.
  • Bireyin çevre ile etkileşimi sonucunda benlik kavramı oluşmaktadır. Benliğin oluşumunda çevre çok önemlidir.  Bu nedenle bireyin çevresinde bulunan diğer bireyler ona gerçekçi geri bildirimler verip olumlu bir benlik algısı geliştirmesine yardımcı olmalıdırlar.
  • Bireyin benimsediği davranışlarının çoğu benlik algısına uygundur. Yani benlik algısı geliştikten sonra birey benlik algısına uygun davranışlar sergilemektedir.

Öğrencinin bir şeylere uymasını değil, özgür olmasını savunur. İnsan biriciktir, dünyadaki en kıymetli varlıktır. Öğrenci, öğrenmede etkin olmalıdır ve bunun için bireysel farklılıklara uygun öğretim yöntemleri kullanılmalıdır.

Carl Rogers ve Fenomenolojik Kuram:

Benlik Kavramı (Algısı): Rogers’a göre benlik kavramı, kendimizle ilgili bütün düşünceler, algılar, duygular ve değerlendirmelerin etkileşiminden doğan genel bir algıdır. Benlik, bireyin doğuştan itibaren içinde geliştiği çevre ile etkileşimleri sonucunda oluşmaktadır. Bireyler zaman içerisinde geçirdikleri yaşantılara bağlı olarak benlik kavranlarını da değiştirebilirler. Benlik algısı, gerçek benlik ve ideal benlikten oluşur. Gerçek benlik (benlik bilinci / özben) bireyin halihazırda kendisini nasıl algıladığı ve değerlendirdiğiyle ilgili bilgilerden oluşur. İdeal benlik (benlik tasarımı) ise bireyin arzu ettiği, düşlediği ve olmak istediği, kendisinde görmek istediği özellikleri de içerir. Gerçek benlik ile ideal benlik arasındaki fark özsaygı ya da benlik saygısını oluşturur.  Eğer bireyin gerçek benliği ile ideal benliği arasındaki fark az ise kişi kendine dair o kadar memnunluk duyar ve benlik saygısı da o kadar yüksek olur.

Özben (gerçek benlik), yapı olarak iyiye yöneliktir. Kötü olarak nitelendirilen tutum, düşünce ve davranışların nedeni temel gereksinimlerin doyurulmaması veya engellenmesidir. Doğuştan gelen ve “iyi” kabul edilen özbeni baskı altına almaktan çok, cesaretlendirmek ve gerçekleşmesine uygun bir ortam sağlamak gerekir.

Benlik tasarımı ise kişinin kendisini algılayış biçimiyle ilgilidir. Doğuştan başlayarak kişinin içinde bulunduğu sosyal çevre içerisinde yavaş yavaş gelişir. Benlik tasarımı dinamik bir yapıya sahiptir. Kişinin yaşadığı olaylar ve edindiği tecrübeler benlik tasarımını etkiler. Benlik tasarımı kişinin özellik, yetenek, duygu, düşünce, inanç ve tutumlarının dinamik bir görüntüsü olarak tanımlanabilir.

Bedensel benlik, fiziksel ve sosyolojik olarak kişinin görünüşü, bu konudaki algılarıyla ilgilidir.

Sosyal benlik, bireyin tabiiyeti, içinde yaşadığı kültür, dini inanışı gibi ögeleri barındırır.

Bilişsel benlik, bireyin çevresindeki olaylara bakış açısı ve bu olaylardan çıkarttığı kendine özgü anlamları barındırır.

Reflektif benlik, bireyin karşılaştığı olaylarda ısrarlı, bilinçli ve sistematik yaklaşımı barındırır. Davranışın uygulanmadan önce uygulama anında ve sonrasında sistematik şekilde düşünerek tecrübe kazanımını bildirir.

Akademik benlik, bireyin akademik anlamda yeterliğine olan inancıyla ilgilidir.

Yaşantılara açık olma: Bireyin, çevresinden ya da organizmasından gelen her türlü uyaranı olduğu gibi (bozmadan, çarpıtmadan) alabilmesidir. Birey bu sayede her türlü uyarımı tam olarak yaşayabilir. Yaşantılara kapalı bireyler ise kendisi için tehlikeli olabileceğini düşünerek çevresinden ya da organizmasından gelen uyaranları olduğu gibi değil, değiştirerek alma eğilimindedirler.

Varoluşsal yaşam: Bireyin yaşamının her dakikasını daha tam olarak yaşama isteğine bağlı olarak anı yaşama duygusudur (carpe diem).

 Organizmaya daha fazla güvenme: İyi hayat sürecini yaşayan ve tam olarak fonksiyonda bulunan kimsenin bir başka özelliği de, herhangi bir durumda organizmasından gelen uyarıcılara önem vermesi ve en iyi davranışa götürecek bir yol olarak organizmasına güvenmesidir. İçinden gelen organizmik yaşantılara açık olan yani isteklerini doğru bir şekilde algılayabilen bir kimse, önemli karar anlarında doğru ve zengin bilgiye sahip olacağı için kendisine uygun gelen seçeneği bulabilecektir.

Tam fonksiyonda bulunma: Psikolojik bakımdan özgür olan kimse, giderek daha tam olarak fonksiyonda bulunmaya başlar, daha tam olarak yaşar. Yani duyu organlarını mümkün olduğu kadar zengin duyum almak için tümüyle işe koşar, sinir sisteminin sağladığı bütün bilgileri kullanır ve bilgiyi bilinçte tutar. Kısacası tam kapasite ile yaşar, duyar, algılar, düşünür.

Ayna benlik (ayna teorisi): Kişinin kendi benliğini başkalarının ona ilişkin düşünceleri, değerlendirmeleri ve ona yönelik tepkileri temelinde algılamasıdır. Bu teori “Başkalarının gözünde neysem, oyum!” şeklinde ifade edilir.

Maslow ve İhtiyaçlar Gereksinimler Hiyerarşisi

Maslow’a göre güdülenmenin temelinde ihtiyaçlar vardır. Birey bu ihtiyaçları karşılamak için harekete geçer. bu ihtiyaçlar önem sırasına göre hiyerarşik olarak dizilmiştir. Maslow, kendini gerçekleştirme kavramını öne sürerek, ortam uygun olduğunda her insanın gizil güçlerinin farkına varacağını ve kendini gerçekleştireceğini savunmaktadır. Kendini gerçekleştirme bireyin kendisinde var olan potansiyeli ortaya koyabilmesidir. Sağlıklı bir kişilik gelişimi için gerekli olan gereksinimlerin oluşturduğu piramit biçiminde bir hiyerarşiden söz eder. Bu ihtiyaçlar hiyerarşik bir özellik arz ederler. Yani birinci ihtiyaç en temel ihtiyaçtır. İkincil ihtiyaç ondan sonra gelir. Ayrıca bir ihtiyacın karşılanabilmesi için kendisinden sonraki ihtiyaç feda edilebilir ama kendinden önceki ihtiyaç feda edilemez. Alt düzeydeki ihtiyaç en azından bir miktar karşılanmadan, daha sonraki bir ihtiyaç ortaya çıkmaz.

Temel İhtiyaçlar: Yaşamın her döneminde geçerlidir. Bireyin yaşamını sağlıklı şekilde devam ettirebilmesi için zorunludur. Sürekli doyurulması gerekir.

  1. Fizyolojik ihtiyaçlar: Yeme, içme, oksijen, uyku, cinsellik
  2. Güvenlik ihtiyacı: İnsanın kendini güvende hissetme isteği
  3. Sevgi ve ait olma ihtiyacı:
  4. Saygı ve statü ihtiyacı: Kendini değerli hissetme

Üst Düzey İhtiyaçlar: Yaşamın farklı dönemlerinde ve farklı koşullarda ortaya çıkmaktadır.

  • Bilme anlama ihtiyacı: Merakını giderme
  • Estetik ihtiyacı: Zevk alma, simetri, düzen, güzellik
  • Kendini gerçekleştirme ihtiyacı: İdeallerine ulaşma, yeteneklerini gerçekleştirme. Birey kendisinin gerçek güçlerini, ne yapabildiğini, ne yapamadığını anlama ihtiyacındadır. Demokratik bir ortamda yeteneklerini kullanma, üretken olma ihtiyacındadır.
  • Tümüyle insan olma ihtiyacı.

Maslow’un “Doruk yaşantılar” adını verdiği geçici kendini gerçekleştirme anları vardır. Bu anlar, kişinin kendisini çok mutlu hissettiği, yaşantısının anlamını kavradığı coşku dolu anlardır. Geçici, ben merkezli olmayan bir kusursuzluğa ve hedefe ulaşma durumudur.

Psikolojik sağlamlık (resilience), bir olumsuzluk durumu ile karşı karşıya kalındığında, risk oluşan süreçte, bireyin hayatındaki değişikliğe uyum göstermesidir. Yani olumsuz yaşantılar karşısında güçlü kalabilmektir.

Kendini gerçekleştiren insanların özellikleri:

  • Kendilerini, başkalarını ve doğayı olduğu gibi kabul ederler.
  • Gerçeği olduğu gibi algılayıp, içinde bulundukları ortama kolay uyum sağlarlar.
  • Daha derin kişilerarası ilişkiler kurabilirler.
  • Yaşamdan gerçekten doyum alırlar.
  • Özerk bir yapıları vardır, çevrelerinden bağımsızdırlar.
  • Yaratıcıdırlar.
  • Sıklıkla doruk yaşantılar geçirebilirler.
  • Demokratik bir kişilik yapısına sahiptirler.
  • Kendiliğinden, doğal, sade ve içten geldiği gibi davranırlar.
  • Kendileri dışında sorunlarla da ilgilenirler.
  • Amaçlar ve araçlar arasındaki uygun ayrımları yapabilirler.
  • Yalnız kalabilme gücüne sahiptirler. Mahremiyetten hoşlanırlar.
  • İnsanlarla birlikte olmaktan hoşlanırlar, ancak toplumsal kalıplara karşı çıkarlar.
  • Nüktadanlık vardır. Düşmanca olmayan bir mizah anlayışına sahiptirler.
  • Savunma mekanizmalarını çok az kullanırlar.
  • Geçmişten çok geleceğe yöneliktirler.
  • Takdir edebilirler.
  • İnsanlıkla özdeşim kurabilirler.
  • Yaratıcı bireylerdir.