Rehberlik ve Psikolojik Danışma Konu Anlatım Videoları

İletişim, bireyler, gruplar ve toplumlar arasında söz, yazı, görüntü, el – kol hareketleri ve benzeri simgeler aracılığıyla duygu ve düşüncelerin karşılıklı olarak iletilmesini sağlayan bir etkileşim sürecidir. Bu süreçte kaynak (gönderici), iletişimi başlatan, mesaj içeriğini sözlü veya sözsüz olarak kodlayıp hedefe gönderen kişidir. Hedef (alıcı), vericinin kodladığı bilgiyi çözen ve değerlendiren yani dinleyen kişidir. Mesaj (ileti), bilginin kodlanarak sözlü ya da sözsüz bir anlatımla alıcıya ulaştırılmasını sağlayan sembollerdir. Geri bildirim, alıcı ve gönderici arasındaki geriye bilgi akışıdır. Böylece gönderici, mesajın anlaşılıp anlaşılmadığını öğrenir. Kanal, mesajın göndericiden alıcıya iletildiği yoldur. Yüz yüze iletişimde sesimiz ve bedenimiz kanaldır.

         İletişim becerileri, mesaj gönderme ve mesaj alma becerileri olarak ikiye ayrılır. Mesaj gönderme becerileri:

  • Sözlü iletişim: Dil ve dil ötesi olmak üzere iki alt sınıfa ayrılır. Dil ile iletişim, insanların kelimeleri kullanarak karşılıklı konuşmalarıdır. Dil ötesi iletişim ise sesin niteliği ile ilgilidir. Örneğin sesin tonu ve sesin hızı, şiddeti, hangi kelimelerin vurgulandığı, duraklamalar v. Özellikler, dil ötesi iletişim sayılır. Dil ile iletişimde kişilerin “ne söyledikleri”, dil ötesi iletişimde ise “nasıl söyledikleri” önemlidir.
  • Sözsüz iletişim: Göz ilişkisi, yüz ifadeleri, vücut duruşu, kıyafet, aksesuar, mekanı kullanma, dokunma, kafa işaretleri, el ve kol duruşu, bacakların duruşu, beden yönelimi, oturma biçimleri vb.

Mesaj alma (dinleme) becerileri ise şöyledir:

  • Pasif (edilgen) dinleme: Karşıdakini sessizce dinlemektir. Ancak bunu yaparken karşımızdakini dinlediğimizi gösteren belirtiler verilmelidir.
  • Kapı aralayıcı mesajlar: bazı insanlar duygularını dile getirmek ya da konuşmayı sürdürmek için yüreklendirilmeye ihtiyaç duyabilirler. Bu tür bir destekleme için verilen mesajlara kapı aralayıcı mesajlar denir. “İlginç”, “Anlatmak ister misin?”, “Bu konuda bir şeyler söyleyecek gibisin.”
  • Etkin (katılımlı) dinleme: Alıcının duyduğunu geri göndererek doğru anladığını ve söyleneni işittiğini göstermesi için geri bildirim vermesidir. Bunun için iki önemli koşul koşulsuz kabul / saygı ve empatik anlayıştır.
    • Koşulsuz kabul / saygı ile kastedilen karşımızdakinin söylediği her şeyi onaylama, ileri sürdüğü fikirlere katılma ve tüm yorumlarını kabullenme demek değildir. Karşımızdakini yargılamadan ve eleştirmeden olduğu gibi kabul etmek ve ona saygı duymaktır. Koşulsuz kabul ve saygıda kabul edilen şey öğrencinin yanlış davranışı değil, öğrencinin kendisidir. Öğrenci hatalı davranışlarda bulunsa da değerli biridir.
    • Empatik anlayış, kişinin objektifliğini kaybetmeden karşısındakinin duygu ve düşüncelerini doğru bir şekilde anlamaya çalışması ve duyarlı bir yaklaşım içinde olmasıdır. Sempati ile karıştırılmamalıdır. Çünkü kişi sempati duyduğunda objektifliğini kaybeder. Sempatide karşıdakinin duygularına benzer duygular hissetmek varken empatide karşıdakinin neler hissetmiş olabileceğini anlamaya çalışmak vardır. Empatik anlayışın özünü “ona onu anlatmak” oluşturmaktadır. Öğüt verme, tercih sunma, kendinden bir şeyler katma söz konusu değildir.
  • Kendimizi karşımızdakine anlatma:
    • Saydamlık / içtenlik / dürüstlük: Kişinin başkaları tarafından onaylanma ya da dışlanma korkusu yaşamadan kendini ortaya koyması ve başkalarıyla ilişkilerinde kendi duygularını ifade etmesidir. Rogers’a göre içtenlik, kişinin başkalarıyla ilişkilerinde onların davranışlarının kendinde meydana getirdiği olumlu ya da olumsuz duyguları onlarla paylaşabilme açıklığı olarak tanımlamıştır. Kişi bunu yaparken saygısızlık yapmamalı ve ben dilini kullanmalıdır.
    • Ben dili: Kişinin kendini rahatsız eden davranışın kendisinde nasıl bir duygu uyandırdığını ifade eden söyleyiş biçimidir. Ben mesajları, hislerimize ve karşımızdakinin davranışına odaklanır, karşımızdakinin kişiliğine odaklanmaz. Ben dili üç soruya yanıt verir: Sorunu yaratan davranış hangisidir? Bu davranış bizi nasıl etkilemektedir? Ve Bu etkinin bizde uyandırdığı duygular nelerdir? Ben dili sayesinde karşımızdaki kişi savunmaya geçmez, birey karşısındakini suçlu hissettirmez, ben dilini kullanan kişinin neden o duyguyu yaşadığı anlaşıldığı için iletişim sağlıklı olur, ben mesajını alan kişi başkalarını düşünmeyi de öğrenir, yakınlığı artırır, anlaşmazlıkları azaltır ve kişiyi duygularını biriktirmediği, etkili olarak dile getirdiği için rahatlatır.
    • Sen dili: Kızgınlık içinde hareket eden insanlar genellikle ne hissettiğini söylemeden hemen karşısındakini suçlamaya yönelirler. Karşıdaki kişi de suçlandığını hissedince savunma mekanizması geliştirir ve diğerini dinlemez. Sen dili kişiyi suçlayıcıdır. Davranıştan çok kişiliğe yöneliktir. Yeniden konuşma isteğini engelleyicidir. Kişi kendini suçlanmış ve anlaşılmamış hisseder. Neye kızıldığının anlaşılmamasına neden olur. Kişiyi gücendirir ve kırar. Kişinin direnmesine neden olur.
    • Soru sorma: Kişilerarası iletişimi zenginleştirmek, karşıdakini etkin dinlemeyi kolaylaştırmak, karşıdaki kişinin etkin dinlediğini ve anlaşıldığını anlamasını sağlamak, bir problemin kaynağını araştırmak amaçlarıyla soru sormadan yararlanılabilir. Açık uçlu sorular; yönlendirici olmayan, konuşmayı sürdüren soru tipidir. Daha fazla bilgi almayı sağlar ve konuşanın keşif yapmasına yarar. Dinleyenin dikkatli dinlediğini gösterir. Kapalı uçlu sorular; evet ya da hayır gibi kısa sözcüklerle yanıtlanır. Yanıtlayıcı az düşünür. İstenen belli bir alanla ilgili konuşmayı yönlendirir.

İletişim engelleri: Emretme, hükmetme, yargılama, eleştirme, suçlama, ahlak dersi verme, tehdit etme, gözdağı verme, öğüt verme, teselli etme, ad takma, gülünç duruma düşürme, mantık yoluyla inandırma, tartışma, tahlil etme, teşhis koyma, inceleme, soruşturma, hesaplayıcı konuşma (hissetmeme), dikkat dağıtıcı konuşma.  

İletişim Penceresi (Joharry Penceresi)

Etkili iletişim; insanları ve kendimizi tanımakla, onları tanımaya ve kendimizi onlara tanıtmaya açık olmakla mümkündür. Acaba başkalarınca anlaşılmaya, kendimizi ve başkalarını anlamaya ne kadar açığız? İletişim penceresi (Joharry Penceresi) bu konuda değerlendirme yapmaya imkan vermektedir. İletişim penceresi 4 bölmeden oluşur:

Pencerenin içindeki her bir bölmenin genişliği, kişinin kendisini ne kadar tanıdığına ve başkalarına kendisi hakkında ne kadar bilgi verdiğine göre değişmektedir. Kendisini fazla tanımayan ve çevresindeki kişilere de kendisi hakkında fazla bilgi vermeyen bir kişinin penceresinde “bilinmeyen bölmesi”, diğer bölmelere göre daha geniş olacaktır.

  • Açık Bölme: Hem kendimizce, hem de başkalarınca bilinenleri içeren bölmedir. Bu kişilerin bilgi ve beceri yönünden yeterlikleri ve sınırlılıkları, hem kendisi hem de başkaları tarafından bilinir. Başkaları ondan neler bekleyebileceklerini bilir. Bu kişinin de beklentileri ve koyduğu hedefler gerçekçidir. Hedefleri açıkça ortaya koyduğu için çevresindeki kişiler, bu hedeflere ulaşmada gereksinim duyacağı desteği sağlayabilirler. Bu kişiler başkalarının görüş ve düşüncelerine açıktır. Kendisi de bilgi, duygu ve düşüncelerini, diğerleriyle yerinde ve zamanında paylaşır. Takım çalışmasına ve işbirliğine açıktır. Çevresindeki kişiler, olaylar karşısında onun nasıl tepkiler vereceğini bilirler. Bu kişiler olumlu sonuçlar ve tavırla karşısında takdirlerini, hoşlanmadığı şeyler karşısında da yapıcı eleştirilerini bildirmekten kaçınmazlar.
  • Kör Bölme: Kendimizce bilinmediği halde başkalarınca bilinen özelliklerimizi içeren bölmedir. Bu kişiler kendi yeterliklerinin ve sınırlılıklarının farkında değildir. Üstesinden gelemeyeceği işlerin altına girebileceği gibi, üstesinden gelebileceği işlere de yanaşmayabilir. Beklentilerini ve hedeflerini açıkça ortaya koyamaz, kendisine bir yol çizemez. Bu nedenle genellikle başkalarının çizdiği yolda yürümek durumunda kalır. Kendisiyle ilgili önemli kararları bile başkalarına bırakabilir. Yönlendirilmeye açık kişilerdir.
  • Gizli Bölme: Bizim bildiğimiz fakat başkalarınca bilinmeyen özelliklerimizi içeren bölmedir. Bu kişiler kendisini belli düzeyde tanımasına rağmen, bilgi, duygu ve düşüncelerini çevresindekilerle paylaşmaktan kaçınırlar.  Güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koymadığından dolayı, başkaları ondan neler bekleyip bekleyemeyeceklerini bilemezler. Takım çalışmasına ve işbirliğine kapalıdır. Başkalarından neler beklediğini açıkça ortaya koymaz. Bu nedenle kimi zaman şaşırtıcı tepki verip kırıcı olabilirler.
  • Bilinmeyen Bölme: Ne bizim tarafımızdan ne de başkalarınca bilinen özelliklerimizi içeren bölmedir. Bilinmeyen bölmesi geniş olan bir kişi, güçlü ve zayıf yönlerinin farkında değildir. Kendisi için uzun vadeli hedefler belirleyemez ve gelişmeye ve yeniliklere kapalıdır. Değişen koşullara ayak uyduramaz. Diğer kişilerle işbirliği kurmada güçlük çekerler.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here