Öğretim İlke Yöntem ve Teknikleri Konu Anlatım Videoları

Yaratıcı Düşünme: Yaratıcı düşünme becerisi; öğrencilerin temel bir fikri ve ürünü değiştirme, birleştirme, yeniden farklı ortamlarda kullanma ya da tamamen kendi düşüncelerinden yola çıkarak yeni ve farklı ürünler ve bilgiler üretme, olaylara farklı bakabilme, küçük çaplı da olsa bazı buluşlar yapabilmeyi kapsar. Ayrıntılı fikirler geliştirme ve zenginleştirme, sorunlara benzersiz ve kendine özgü çözümler bulma, fikirler ve çözümler ortaya çıkarma; bir fikre, ürüne çok farklı açılardan bakma, bütünsel bakma gibi alt becerileri içerir. Buradan hareketle yaratıcılık, yeni, özgün ürünler ortaya koyma, yeni çözüm yolları bulma ve bir senteze ulaşma olarak tanımlanabilir.

Yaratıcılığın geliştirilmesinde öğretmenin yapması gereken davranışlar:

  • Öğrencilerin başarı duygusunu desteklemeli
  • Bireysel farkları dikkate almalı
  • Yaratıcı drama, beyin fırtınası, buluş yoluyla öğretim, altı şapka, örnek olay incelemesi gibi yaratıcılığa uygun yöntem ve teknikleri kullanarak öğrenmeyi sağlamalıdır
  • Öğrencilerle iyi iletişim kurmalı, onlara soru sorma fırsatı vermeli, farklı çözüm yolları bulan öğrencileri desteklemelidir
  • Yaratıcılığın uzun süreyi gerektirdiğini unutmamalı, öğrencilere yeterli süre vermelidir
  • Öğrencilerin aynı anda farklı etkinlikler yapmasına olanak sağlayan serbest öğrenme ortamları oluşturmalı
  • Olumlu model olmalıdır.

Yaratıcılık döngüsel bir süreçtir. Yenilikleri ortaya koymak süreklilik gerektirir.

  1. Hazırlık döneminde, sorun, ihtiyaç ya da gerçekleştirilmek istenen şeyler saptanır ve tanımlanır. Burada yapılan işlem, konuyu çeşitli boyutlarıyla ele almayı kolaylaştıracak ama kişiyi belirli kalıp veya sonuçlara yönlendirmeyecek türden birikimlerdir.
  2. Kuluçka aşamasında, sorundan uzaklaşılır, sorun zihnin incelemesine bırakılır. Bu aşamada birey, görevini yapmış olmanın güveni içinde, bilinçaltının kesintisiz bir biçimde çalıştığının bilincinde olarak başka işlere döner.
  3. Aydınlanma aşamasında, düşünceler yaratıcılığa bir temel oluşturmak üzere bu düşünceler sonuç ya da ürünün parçaları olabileceği gibi sonucun kendisi de olabilir. İlişkinin tüm boyutu, her iki durumda da birden ve tam olarak görülür. Bu aşama çoğunlukla anlıktır, bir içgörü zenginliği içerisinde gelişir ve birkaç dakika ya da birkaç saat sürer.
  4. Gerçekleşme – doğrulama aşaması, aydınlanma aşamasından ortaya çıkan ne ise, onun gereksinimleri karşılayıp karşılayamayacağının, hazırlık aşamasında saptanmış ölçülere uyup uymayacağının anlaşılması ve gösterilmesi için yapılan bir dizi etkinliktir.

Yaratıcılığı Engelleyen Faktörler

Duygusal engeller: Utangaçlık, aptal yerine koyulması korkusu, yanlış yapma korkusu, belirsizliklere karşı hoşgörü, aşırı özeleştiri ve duygulara ters düşen durumlar bu gruba girer.

Kültürel engeller: Toplumsal değerler, bir kültürden diğerine değişmektedir. Bazıları yaratıcılığı engellemektedir. Hayal etmenin boşa harcanan zaman olarak kabul edilmesi, çok oyunun sadece çocuklar için düşünülmesi kültürel engellere örnek olabilir.

Öğrenilmiş engeller: Eşyaların kullanımına anlamların verilmesi, tabularla ilgili gelenekleri kapsamaktadır.

Algılama engelleri: Adetler, problemlerin önemli olan ögelerini tanımada başarısızlığa yol açabilir.

Yüklü program engelleri: Kalıplaşmış konular yığını olan ve belli süre içinde tamamlanması gereken eğitim yaratıcılığa engel olabilmektedir.

Alışkanlıklar: Çoğumuzun birey olarak daha az yaratıcı davranmamızın nedeni alışkanlıklarımızın kurbanı olmamızdır. Eğitim ve yaşantılarımızın sonucu düşüncemizi katılaştıran alışkanlıklar edinmekteyiz. Bu da, sorunlara hayali yaklaşmamızı engeller.

Geçmiş yaşantılar: Yeni sorunların çözümüne ipucu aramak için hayal gücümüzü serbest bırakarak geçmiş yaşantıların sınırı içinde düşüncelerimizi sınırlayan alışkanlıkları söküp atmak gerekir.

Kendine güvensizlik: Kendine güvenmeme, fikirlerin işe yaramayacağını düşünmek yaratıcılığı önemli ölçüde etkiler.

İşleve takılma: Nesneleri belli işlevlerinin dışında kullanamamaktır.

Bunların dışında mükemmeliyetçilik, hata yapma ve eleştirilme korkusu, toplumsal değer ve değişmeye direnç, bürokratik yaklaşımlar vb. yaratıcı düşünceye engeldir.

Sınıfta yaratıcılığı geliştirmenin yollarından biri ıraksak düşünmeyi geliştirici etkinlikler ve sorular sormaktır. Iraksak düşünme, özgün ya da yaratıcı birden çok yanıt gerektirir (Iraksak düşünmenin tersi olan yakınsak düşünme ise yanıtı önceden belli sorulardır).

            Yansıtıcı Düşünce: Dewey’e göre yansıtıcı düşünme herhangi bir konunun aktif, sürekli ve dikkatli bir şekilde düşünülmesidir. Yansıtıcı düşünme eğitim sistemi açısından öğrenme ortamında, öğretmen ya da öğrencinin konu öncesi ve sonrası durum değerlendirmesi yapması eksikliklerini belirlemesi ve problemlere farklı açılardan bakarak, özeleştiri yaparak daha iyi öğrenme ortamı oluşturmaya çalışmasıdır. Yansıtıcı düşünen öğretmenin özellikleri:

  • Herhangi bir görüşüne karşı gösterilen tepkilere açıktır. Görüşlerini kanıt göstererek destekler.
  • Alışkanlıklarında ısrarcı değildir, değişime açıktır. Bu durum öğretmenin yaptıkları ve yapacakları üzerinde düşünmesini sağlar.
  • Yaptığı seçimlerin sorumluluğunu üstlenir. Aldığı kararları ve yaptığı etkinlikleri sürekli olarak denetler. Öğretiminden sorumluluk duyar.
  • Gerektiğinde kendini başkalarının gördüğü gibi görmeye ve kendini onların yerine koymaya çalışır.
  • Yansıtıcı öğretmenler, ileriyi görürler ve öğrencilerin de ileriyi görmelerine yardımcı olurlar.
  • Öğretime ilişkin kuram ve uygulamayı inceler. Kime, neyin, niçin ve nasıl öğretilmesi gerektiğini araştırır.

Yansıtıcı düşünmeyi geliştirici bir eğitim ve öğretim programının özellikleri

  • Hedefler öğrencilerle birlikte belirlenmelidir. Hedefleri benimseyen öğrenci, öğrenme sürecinde hedeflere ulaşma yolunda hangi noktada olduğuna ve hedeflere ulaşmak için başka neler yapabileceğine ilişkin düşünür; öğrenme süreci sonunda hedeflere ne derecede ve nasıl ulaştığına ve hedeflere ulaşmadaki eksikliklerini gidermek için neler yapabileceğine ilişkin yansıtmalarda bulunur.
  • İçerik, öğrencinin gerçek yaşamı ile bağlantılı olmalıdır. Çünkü öğrenci okulda öğrendiği bilgileri günlük yaşamında kullanabildiği ölçüde bu bilgiler üzerinde yansıtıcı düşünür.
  • Öğretme – öğrenme etkinlikleri eğlenceli ve ilginç olmalıdır. Öğretme – öğrenme etkinliklerine ilgiyle katılan öğrencilerin neyi, nasıl ve ne kadar öğrendiklerini düşünme olasılıkları artar.
  • Öğrenciler arasında işbirliğine dayalı bir öğrenme ortamı oluşturmak da yansıtıcı düşünmeleri açısından çok önemlidir. Çünkü işbirliğine dayalı öğrenme yaklaşımı kullanan öğrenciler birbirlerine ilişkin görüşlerini ve eleştirilerini bildirir; birbirlerinin eleştirilerini dikkatle dinler; öteki öğrenciler ya da öğretmene grubun süreci, görevi ve grup çalışmasının başka yönlerine ilişkin dönüt verir. Dolayısıyla kendilerinin ve grubun öğrenme biçimi ve düzeyine ilişkin yansıtıcı düşünürler.
  • Öğretme – öğrenme etkinliklerinde öğrencilere çözmeleri için problem durumları verilmeli ve çözüm yollarını bulmaya yönelik üst düzeyde düşündürücü sorular hazırlanmalıdır. Ayrıca yansıtıcı tartışma etkinliklerine de yer verilmelidir.
  • Değerlendirme etkinliği öğrencilerin bedensel, sosyal, duygusal, bilişsel gelişim düzeylerinin hedeflerde tanımlanan düzeyde olup olmadığını ortaya çıkarmaya yönelik olmalıdır.

Öğretim İlke Yöntem ve Teknikleri Konu Anlatım Videoları

Eleştirel Düşünce: Eleştirel düşünme, bireylerin düşüncelerinin sorumluluğunun farkına varma, düşündüklerini analiz etme, değerlendirmek için çeşitli kriterler geliştirme, bir konu hakkında karar verirken bu kriterleri göz önünde bulundurma, başkalarının düşüncelerini kabul etmeden önce eleştirel bir süzgeçten geçirme olarak tanımlanabilir.

Eleştirel düşünme, düşünmeden farklıdır. İnsan düşünme işini plansız bir şekilde yapar. Eleştirel düşünme ile düşünme arasındaki en önemli fark budur. Eleştirel düşünme kontrollü ve belli bir amaca yönelik zihinsel bir süreçtir. Yani düşünme amaçsızken, eleştirel düşünme belirli bir amaca yöneliktir.

Eleştirel düşünme eğitiminin yapılabilmesi, öncelikle eleştirel düşünme becerisine sahip, nitelikli öğretmenlerin yetiştirilmesi ile mümkündür. Öğrencilerin eleştirel düşünen bireyler durumuna gelmeleri için öğretmenler uygun öğrenme – öğretme ortamlarını hazırlamalıdırlar.

Ennis’e göre eleştirel düşünme şu özellikleri içermektedir:

  • Tez ya da sorunun açık ifadesini arama: Bir soru, iddia veya tez açık olarak düzenlenirse; sorunun, iddianın ya da tezin incelenmesini kolaylaştırır. Eleştirel düşünenler açık olmayan, üstü kapalı soruların, iddiaların ve tezlerin farkına varırlar ve bunların açık ifadelerini ararlar.
  • Eleştirel düşünen bireyler karşılaştıkları durum ve sorunların nedenlerini, karşılaştıkları düşünce ve tezlerin dayanak noktalarını belirlemeye çalışırlar.
  • Eleştirel düşünme, karar verilecek olan durum hakkında yeterince bilgi sahibi olmayla ilişkilidir. Eleştirel düşünen bireyler karar varmadan önce durumla ilgili olanaklı olduğu ölçüde fazla bilgi edinmeye çalışırlar.
  • Eleştirel düşünenler güvenilir bilgi kaynakları kullanmanın öneminin ve gerekliliğinin farkındadırlar. Eleştirel düşünmeye sahip olan bireyler, güvenilir kaynaklardan bilgi edinirler ve kullandıkları bilgi kaynağını belirtirler. Alternatif bilgi kaynaklarını araştırarak, bilgi kaynaklarını karşılaştırarak, ortak veya karşıt görüşleri belirleyerek, bilgi kaynağını sorgulayarak bilgi edindikleri kaynağın güvenirliğini belirlerler.
  • Doğru yargıda bulunabilmek için eleştirel düşünen bireyler karşılaştıkları durumları bütüncül bir yaklaşım göstererek inceleyebilirler.
  • Karşılaştıkları durumlarda yargıda bulunmaları gereken ana noktaya odaklanırlar.
  • Bir durumu inceleme nedenlerinin, durumla ilgili yargıda bulunma nedenlerinin farkındadırlar. Sağlıklı kararlar verebilmek için eleştirel düşünen bireyler bu nedenleri akıllarında tutarlar.
  • Eleştirel düşünemeyen bireyler kendi düşüncelerinin en doğru olduğunu sanma eğilimindedirler. Eleştirel düşünmeye sahip bireyler ise tüm düşüncelerin hatalar ve eksiklikler içerebileceğinin farkındadırlar ve doğru yargıda bulunabilmek için farklı seçenekler ararlar.
  • Kendi düşüncelerinden farklı olan düşünceleri dikkate alırlar, farklı düşünceleri anlamaya çalışırlar ve değerlendirirler.
  • Ellerindeki kanıkların karar verebilmek için yeterli olup olmadığını belirleyebilirler, ellerindeki kanıtlar yeterli değilse karar vermeyi erteleyebilirler, emin olmadıkları bir durum hakkında bilmiyorum veya kararsızım diyebilirler.
  • Kendi düşüncelerinde çelişki, tutarsızlık ve yanlışlar olabileceğinin, sağlıklı düşünebilmek için bu tutarsızlık ve yanlışları dürüstçe kabul etmeleri gerektiğinin farkındadırlar. Kanıt ya da nedenler yeterliyse düşüncelerini değiştirirler.
  • Olanaklı ve gerekli olduğu ölçüde bir durum veya düşünceyi derinlemesine inceler, konunun izin verdiği ölçüde kesinlik ararlar, kesin yargılarda bulunmaya çalışırlar.
  • Karmaşık durumlarda karar vermek için kullandıkları stratejileri, yöntemleri vardır. Karşılaştıkları karmaşık durumları belli kurallar çerçevesinde inceler ve karara varırlar.
  • Eleştirel düşünebilen bireyler diğer bireylerin düşüncelerini ve eylemlerini anlamaya çalışırlar.

Üstbiliş (Metacognition): Üstbiliş kavramı 1970’li yıllarda bilişsel psikoloji alanına John Flavel’in çalışmalarıyla girmiştir. Bireyin kendi düşüncelerinin, görüşünün farkındalığıyla ilgili olan bu kavram, bireyin kendi bilişsel süreçlerinin nasıl işlediğini anlayarak bu süreçleri denetim altına alabileceği ve daha nitelikli bir öğrenme için bu süreçleri yeniden düzenleyerek daha etkili bir biçimde kullanabileceği sayıtlısına dayanarak geliştirilmiştir. Üstbiliş, en kısa tanımıyla, kişinin kendi düşünme süreçlerinin farkında olması ve bu süreçleri kontrol edebilmesi anlamına gelir.

Meichenbaum, üstbilişin “kişilerin bilişleri hakkındaki öz bilgileri ve bireyin kendi bilişini etkileme yeteneği” olarak tanımlamaktadır. Garner’a göre biliş; algılama, anlama, hatırlama ve benzerlerini içerirken üstbiliş ise; bireyin kendi algılaması, hatırlaması, anlaması ve benzerlerine ilişkin düşüncesini içermektedir.

Pintrich, üstbiliş bilgisinin öğrenme, öğretme ve değerlendirme süreçleri içinde önemli bir yere sahip olduğunu vurgulamaktadır.

Üstbiliş, bireyin kendi zihinsel faaliyetleri üzerinde tahmin etme, plan yapma, izleme ve değerlendirme gibi yetenekleri kapsar. Drmrod’a göre bu yeteneklere sahip olan bir öğrencinin aşağıdaki davranışları göstermesi beklenir:

  • Kendi öğrenme sürecinin, belleğinin ve hangi öğrenme görevlerinin tamamlanması gerektiğinin farkında olması,
  • Hangi öğrenme yönteminin etkili, hangilerinin etkisiz olduğunu bilmesi,
  • Karşılaştığı bir görev için başarılı olacağını düşündüğü bir yaklaşım planlaması,
  • Öğrenme stratejilerini etkili biçimde kullanması,
  • O anki öğrenme durumunu izleyebilmesi, bilgiyi başarılı bir şekilde öğrenip öğrenmediğini bilmesi,
  • Daha önce depolanmış bilginin geri çağrılması için etkili yöntemleri bilmesi.

Üstbiliş davranışları geliştirmek için stratejiler

  • Ne bildiğini ve ne bilmediğini belirlemek
  • Düşündükleri hakkında konuşmak
  • Düşünme günlüğü tutma
  • Planlama ve özdüzenleme
  • Düşünme sürecinden bilgi edinmek
  • Öz değerlendirme yapmak.

Öğretim İlke Yöntem ve Teknikleri Konu Anlatım Videoları

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here