John Broadus Watson (1878 – 1958)

Watson – Bitişiklik Kuramı Konu Anlatım Videosu

Bitişiklik Kuramı Soru Çözüm Videoları

         Watson, kaynağı Almanya’daki Wundt Laboratuvarı olan yapısalcı (structuralism) yaklaşıma karşı çıkmıştır. Bilincin yapısını inceleyen bu yaklaşımın, kullandığı araştırma araçlarının geçersiz olduğunu savunmuştur. Bilincin yalnızca içebakış yöntemiyle incelenemeyeceğini ileri sürmüştür. Üstünde herkesin konuşabileceği, güvenilir olarak ölçülebilecek gözlenebilecek birimin davranış olduğunu belirtmiştir.

            Ona göre öğrenmenin koşulu bitişikliktir. Onun bitişikliği uyaran – tepki bitişikliğidir. Bir uyarana karşı organizma bir tepkide bulunur ve ikisi bitişik hale gelir. Bir daha ne zaman o uyaranı görse aynı tepki yeniden ortaya çıkar. Pavlov’un klasik koşullanmayla ilgili görüşlerinin kendisine uygun bir model olduğunu belirtmiştir.

            Davranışçıların babası sayılan Watson, Amerikan Psikolojisinin en etkili çevreci (environmentalist) psikologlarından birisidir. Çevreciler, John Locke’un (1691) “zihin, üzerine deneyimlerin yazıldığı boş bir sayfadır” görüşünü benimsemektedir. Onlara göre bebek, çevre tarafından istenilen şeklin verilebildiği bir hamurdur. Watson’a göre, “İnsanlar doğmaz, yaratılırlar; bir başka deyişle, bir bebek koşullanma yoluyla trapezci, müzisyen, suçlu vb. bir yetişkin haline getirilebilir.” Öğretmenin en önemli görevi öğrenme çevresini kontrol etmektir.

            Watson’a göre öğrenme için pekiştirmeye ihtiyaç yoktur. Öğrenme bitişiklik ve tekrar sayesinde gerçekleşir. Fakat Guthrie’ye göre öğrenme için tek bir yaşantı geçirmek yeterlidir.

Korku koşullaması: Koşullu bir uyarıcıyla korku tepkisi eşleştirildiğinde ortaya çıkan koşullamadır.

         Korkuların Tedavisi ve Sistematik Duyarsızlaştırma

         Watson, Pavlov’un koşullu refleksle ilgili görüşlerini kendine uygun bir model olarak almıştır. Klasik koşullamayı, insanın refleksif olmayan karmaşık davranışlarının öğretilmesinde de kullanılabilecek temel bir yapı olarak görmüştür. “Korku öğrenilebilen bir şey olduğuna göre, korkmama da öğrenilebilir” demiştir. Eğer bir köpek koşullanabiliyorsa, bir bebeğin de koşullanabileceğini ileri sürmüş ve bu öneriyi arkadaşı Rayner ile Albert isimli onbir aylık bebeğe koşullama yoluyla korku tepkisi kazandırarak test etmişlerdir. Klasik koşullamayı korkuların yok edilmesinde kullanmak istemiştir (Peter isimli çocuğun tavşan korkusunu yenmiştir). Bir şeye sistematik duyarsızlaşma diyebilmemiz için bir fobi veya korkudan söz edilmesi, korku yaratan uyaranla organizmanın planlı şekilde karşı karşıya getirilmesi ve korku yaratan uyarana alışmasının sağlanması gerekir. Organizmanın korktuğu durum ya da nesneyle ödül verilmeksizin karşılaştırılması sistematik duyarsızlaştırmadır.

            En Son ve En Sık İlkesi

         Watson, öğrenmede pekiştirme ya da ödüllendirmeden söz etmemiştir. Watson’a göre bir uyarıcıya verilecek tepki, o uyarıcıya karşı en son yapılmış ve en sık tekrarlanmış tepkidir. Bu ilkeye “en son ve en sık tepki ilkesi” adı verilmektedir. Örneğin, okulda matematik problemi çözmekten zevk almayan bir öğrenci, karşılaştığı benzer bir başka matematik problemini de çözmekten hoşlanmamaktadır.

            Watson’ın Öğrenmeye İlişkin Görüşlerinin Eğitim Açısından Doğurguları         Öğrenmede sadece bitişiklik ve sıklık ilkelerini kabul etmekte, pekiştirmenin gereğine inanmamaktadır. Ayrıca eğitimin nesnel bir bilim dalı olarak gelişmesinde uyarıcı bir görev yapmıştır.

Karşıt Koşullama & Zıt Tepki Yöntemi & Eşik Yöntemi & Kademeli Yaklaşma & Sistematik Duyarsızlaştırma Kavramlarını Ayırt Eden Video

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here