Gagne – Bilgiyi İşleme Kuramı Konu Anlatım Videosu

Bilgiyi İşleme Kuramı Soru Çözüm Videosu

            İnsanın dünyayı anlamada kullandığı zihinsel süreçleri inceler. Bu kuram, bilgisayar süreçlerini insan öğrenmesinin sürecine benzeterek öğrenmeyi açıklamaya çalışır. İnsan zihni bilgiyi alır, işler, biçim ve içeriğini değiştirir, depolar, gerektiği zaman geri getirir ve davranışlar üretir. Tüm bu süreçler yürütücü kontrol tarafından denetlenmektedir. Bu kuramın cevap aradığı dört temel soru vardır:

–       Yeni bilgi dışarıdan nasıl alınıyor?

–       Alınan bilgi nasıl işleniyor?

–       İşlenen bilgi nasıl saklanıyor?

–       Depolanan bilgi, ihtiyaç duyulduğunda nasıl geri getiriliyor?

       Bazı öğrenme süreçleri insana özgü olabilir, bu nedenle tüm bilişsel araştırmalar insan üzerinde yapılmalıdır. Zihinsel olaylar, bilişsel araştırmaların odağı olmalıdır. İnsan öğrenmesinin araştırılması nesnel ve bilimsel olmalıdır. Bireyler öğrenme sürecine aktif bir şekilde katılır. Öğrenme, gözlenebilir davranış değişikliklerine yansıması gerekmeyen zihinsel bağlantıların oluşmasını içerir. Bilgi örgütlenir. Öğrenme daha önce öğrenilen bilgiyle yeni bilgiyi ilişkilendirme sürecidir.

            Bazı bilgiyi işleme kuramcılarına göre mutlak unutma yoktur, hatırlamayı zorlaştıran bazı etkiler vardır. Bunlar bozulma, karışma, yanlış yerleştirme ve bilgiyi değiştirmedir.

Biliş: Neisser’e göre, duyusal girdinin dönüştürüldüğü, azaltıldığı, işlendiği, kaydedildiği, yeniden ele alındığı ve kullanıldığı tüm süreçlerdir.

Bilişsel Süreç: Bilginin bir depodan diğerine aktarılmasını sağlayan algı, dikkat etme, yorumlama, anlama ve hatırlama gibi zihinsel, içsel süreçlerdir.

Yürütücü Kontrol: Bireyin tüm biliş süreçlerini denetleyen sistemdir. Yürütücü kontrol sistemi zihinsel süreçlerimizin kontrolünü yani bireyin kendi öğrenmesinin iki temel yönünü denetler. Güdüsel Süreçler, bireyin bir şeyi elde etmeye niyet etmesi, onu elde etmeyi amaçlaması ile ilgili süreçtir. Bireyin amacı, beklentileri ve tutumlarıyla ilgilidir. Bireyin geçmiş yaşam tecrübeleri, ön öğrenmeleri güdüsel süreçler üzerinde oldukça etkilidir. Bilgiyi İşleme ile İlgili Süreçler, gelen bilginin duyusal kayda, oradan kısa süreli belleğe, oradan da tepki üreten üreticilere gönderilerek davranışın ortaya çıkması ya da uzun süreli belleğe geçirilmesi, uzun süreli bellekten geri getirilmesinde rol alan tüm bilişsel süreçlere rehberlik ve kontrol etmesidir. Bu iki süreçle ilgili değişkenler, bilinçli olarak denetlenebilirler.

Yürütücü Biliş: Bireyin kendi biliş yapısı ve öğrenme özelliklerinin farkında olması, nasıl öğrendiğinin farkında olmasıdır. Üç boyutu vardır. Biliş bilgisi, bireyin şu an için bildiklerini, bilgi birikimini yansıtır. Biliş becerisi, bireyin gerçekleştirmekte olduğu düşünsel etkinlikleri ifade eder. Biliş deneyimi ise bireyin bilişsel alandaki duyuşsal durumunu ifade etmektedir.

Öğrenmeye karşılık Hafıza: Öğrenme, basitçe bilginin kazanılmasını ifade ederken; hafıza, daha önce öğrenilmiş bilgiyi hatırlama yeteneğini de ifade eder.

Saklama: Yeni bilginin hafızaya yerleştirilmesi sürecidir.

Kodlama: Bilginin hafızaya yerleştirilmeden önce düzenlenmesidir.

Loci (Yerleşim) Yöntemi:Bilgiyi işleme kuramında bellek destekleyici ipuçları olarak bilinir. Eski Yunan’da hatiplerin konuşmalarında kullanılan yöntemdir. Bilgilerin bir binanın odalarıyla ilişkilendirip; binanın oda ve katları gibi bilgileri yerleştirip düzenleme ve hatırlamayı-geri getirmeyi kolaylaştırma yönetimidir.

Öğrenmeden söz edebilmemiz için bilginin mutlaka uzun süreli belleğe ulaşmış olması gerekir. Öğrenmenin tanımında yer alan kalıcı ya da izli davranış değişikliği ifadesi bunu zorunlu kılmaktadır.

Bazı akademik kaynaklarda belleğin işlevleri tanıtılırken açık ve örtülü bellek vurgusu yapmaktadır. Açık bellek, bilgiyi kodlamak ve geri almak için bilinçli bir çabanın gerekli olduğu durumları açıklar. Örtülü bellek, bilginin kodlanması ve geri getirilmesi için bilinçli bir çabanın harcanmadığı durumu açıklar.

Bellek Türleri:

  • Duyusal kayıt (ikonik bellek):

Çevreden gelen uyarıcılar, duyu organları yolu ile duyusal kayıta gelirler. Duyusal kayıtın içerdiği bilgi, özgün uyarıcının tam bir kopyasıdır yani bilgiler orijinal haliyle bulunur. Görsel duyular, duyusal kayıt tarafından fotoğraf gibi kısa bir süre için kodlanır. İşitsel duyular da ses kalıpları olarak kodlanırlar.

Duyusal kayıt bilinçli olarak çalışmaz. Bilgi burada anlamsız halde bulunur. Çünkü bilginin bilince ulaşması ancak seçici algı ve dikkatle mümkündür. Yani hangi bilginin duyusal kayda gelip gelmeyeceğini belirleyemeyiz, duyum eşiği arasındaki tüm uyaranlar duyusal kayıt tarafından alınır.

Burada depolama görsel bilgi için yaklaşık 1 saniye, işitsel bilgi için yaklaşık 4 saniyedir. Duyusal kayıttan sonra bilgi diğer belleklere aktarılmazsa hatırlanması güçleşir, ancak imkansız değildir. Bilgiyi işleme kapasitesi çok geniştir. İçerdiği bilgi miktarı ile bilgiyi saklama süresi arasında en büyük oranda ters ilişkiye sahip olan bellektir. Gelen uyaranlardan ancak çok az bir kısmı kısa süreli belleğe transfer olabilir. Hangilerinin kısa süreli belleğe geçeceğini ise tanıma ve dikkat süreçleri belirler. Duyusal kayıttan aktarılamayan bilgi geri getirilemez, yok olur.

Duyusal kayıt (ikonik bellek) iki temel yapıdan oluşmaktadır:

– Görsel bellek: Uyanık olduğumuz süreçte yaklaşık olarak 14.000 defa gözlerimizi kırparız ve bu esnada gözlerimiz tamamen kör olur. Görsel bellek sayesinde göz kırpmalar esnasında dünyamız yok olmamaktadır. Çünkü görsel bellek, anlık görsel bilgiyi yaklaşık çeyrek saniye kadar tutan bir duyusal bellektir.

– İşitsel bellek: Anlık işitsel bilgi, işitsel bellek tarafından yaklaşık 1 – 2 saniye kadar tutulmaktadır. Bir soruyla boğuşurken, arkadaşınızın size bir şeyler söylediğini düşünelim. Başınızı kitaptan kaldırır ve “ne dedin?” diye sorarsınız. Bu esnada aslında arkadaşınızın siz ene söylediğini bildiğinizi fark edersiniz. İşte bu durum, anlık işitsel bilginin 1 – 2 saniye kadar tutulduğunu göstermektedir.

  • Kısa Süreli (İşleyen) Bellek:

Görevi, duyusal kayıttan gelen bilgiyi kısa bir süre için (20 saniye kadar) depolamak ve gerekli zihinsel çalışmaları yapmaktır. Bu bellek bilinç dediğimiz bölümü oluşturur. Her türlü problemin çözüldüğü ve dış dünyaya tepkinin verildiği yer burasıdır. Buradaki bilgiler tekrarlama yoluyla ve uygulamaya geçirilerek hemen davranışa dönüştürülebilir ya da uzun süreli belleğe gönderilebilir. Kısa süreli belleğin kapasitesi çok sınırlıdır ve 7 +- 2 birim arasında değişebilir. Ayrıca uzun süreli bellekteki bilgilerden yararlanarak problem çözme gibi zihinsel işlemleri gerçekleştirir. Kısa süreli bellekten aktarılamayan bilgi geri getirilemez, yok olur.

Algılama bu bellekte gerçekleşir. Bilinçli olarak çalışır. Zamansal sınırlılığı azaltmak için sürekli tekrar, kapasite sınırlılığını azaltmak için gruplama stratejileri kullanılır. Bilgiyi uzun süreli belleğe göndermek için tekrar ve kodlama gerçekleştirilir.

  • Uzun Süreli Bellek:

Bilgilerin depolandığı yerdir ve kapasitesi sınırsızdır. Hatırlama, buradaki bilgilerin gerektiği anda çağrılmasıyla oluşur. Uzun süreli bellekte bilgiler kaybolmaz ancak bilgi uygun biçimde kodlanmamış ve uygun yere yerleştirilmemişse geri getirmede zorluk yaşanır. Uzun süreli bellekteki bilgi yok olmaz. Ancak geriye getirmede güçlükler yaşanabilir.

Uzun süreli belleğin iki temel kısmı vardır: İfade edilebilir bellek (anısal ve anlamsal bellekler) ve ifade edilemeyen bellek (işlemsel bellek). Bu bellek türlerinin açıklaması şöyledir:

Anısal (episodik) bellek: Bireysel yaşantılar, yaşamımız boyunca başımızdan geçen olaylar yani anılar burada depolanır. Arkadaşımızın telefon numarası, ilkokul anılarımız, akşam hangi yemeği yediğimiz, kredi kartı şifremiz gibi şahsımızla ilgili bilgiler. Anılarımız özel bir çaba harcamadan öğrenilirler.

Flaş bellek: Kişinin ilgisini çeken, dramatik ya da duygusal olayların, genellikle çok ayrıntılı ve canlı olarak hatırlanmasıdır.

Anlamsal (Semantik) bellek: Genel kavram ve ilkeler, jest ve mimikler, el kol hareketlerinin anlamları ya da nesne ve olayların anlamları burada saklanır. Okulda eğitim yoluyla kazandığımız her türlü bilgi burada tutulur. Hiyerarşik düzenlemeler, önerme ağı, şemalar, anlamsal belleği oluşturur.

İşlemsel (prosedürel) bellek: Etkinlikleri, basamaklarına göre yapma bilgisinin saklandığı bölümdür. Belli işlem adımları ile yapılan etkinlikler bu bellekte depolanır. Yüzme, araba kullanma, matematik problemi çözme, basketbol oynama, vb. İşlemlerin nasıl yapılacağı bu bellekte var olmasına karşın bunları ifade etmek pek de mümkün değildir. “Bu durumda şöyle yapılır” mantığı hakimdir.

Gagne – Bilgiyi İşleme Kuramı Konu Anlatım Videosu

Bilgiyi İşleme Kuramı Soru Çözüm Videosu

Bilgiyi İşleme Kontrol Süreçleri

Dikkat (Bilginin duyusal kayıttan kısa süreli belleğe aktarılması): Çevremizdeki pek çok uyarıcı duyusal kayıta gelir ancak bazı uyarıcılar seçilir, diğerleri elenir. Dikkatin yönelmediği uyarıcılar kaybolur. Dikkati etkileyen dört temel özellik vardır: fiziksel uyarıcılar, aykırı uyarıcılar, duygusal uyarıcılar, emir verici uyarıcılar. İki tür dikkat vardır:

  • Süzücü Dikkat: Birey, etrafını süzerek ne olup bittiğini inceler ve hangi uyarıcıların birey için daha uygun olduğunu anlamaya çalışır.
    • Seçici Dikkat: Süzücü dikkat esnasında, çevreden bir uyarıcının seçilmesi söz konusudur ve hangi uyarıcıya dikkat edileceğini belirler.

Algılama (Bilgiyi kısa süreli bellekte anlamlandırma – yorumlama): Duyusal kayda gelen belli uyarıcılara dikkat ettiğimizde algılama süreci başlar. Duyusal kayda gelen çevresel uyarıcılardan dikkat edilen ve algılananlar kısa süreli bellekte anlamlandırılır (öğrenilir). Algılama, duyusal bilginin (uyarıcının) anlamlandırılması ve yorumlanması sürecidir.

Algılama, büyük ölçüde bireyin beklentilerinden etkilenir. Birey çevresel uyarıcıları doğrudan saf bir şekilde algılamaz. Algılamada bireyin geçmiş yaşantıları, ön bilgileri, zihinsel düzenlemesi, güdülenmişlik düzeyi, özellikleri gibi birçok içsel faktör rol oynar (algıda seçicilik).

Tekrar:

  • Sürekli tekrar: Bilgiyi zihinsel ya da sesli olarak sürekli tekrar etme yoluyla, yaklaşık 20 saniye olan kısa süreli bellekteki bilgi tutma süresi uzatılabilir. Bilgi tekrar edilmediğinde kısa sürede kaybolur. Özellikle kodlanıp uzun süreli belleğe gönderilmeyen bilgiler, bir müddet sonra tekrar dahi edilseler daha sonra çok zor hatırlanırlar.
  • Örtük ve açık tekrar: Bilginin zihinsel (örtük) veya sesli (açık) olarak tekrar edilmesi süreci, bilginin uzun süreli bellekte saklanması üzerinde etkilidir. Ayrıca, aralıklı tekrar, sürekli tekrardan daha etkilidir.
  • Özümleyerek (anlamlandırıcı – genişletici) tekrar: Hatırlamak istediğimiz bilgi ile uzun süreli bellekte yer alan bilgi arasında anlamlı bir çağrışım oluşturulur. Detaylandırıcı prova olarak da değerlendirilmektedir.
  • Otomatik işleme (otomatikleştirme): Bilgilerin herhangi bir özel çaba harcamadan ve genellikle biz farkında olmadan kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarılmasıdır. Bilişsel, duyuşsal ve psikomotor öğrenmelerin tamamında gerçekleşebilir. Birçok işlemin daha hızlı yapılmasını sağlar (bilgiyi derleme).

Gruplama (Örgütleme): Yeni bilgilerin eski bilgileri de göz önüne alarak yeniden gruplandırılması, sınıflandırılması, grafik ve şemalara dönüştürülmesi bir örgütlemedir. Bilgiyi gruplandırarak birim sayısını azaltmaktır. Bir telefon numarasının gruplandırılarak birim sayısının azaltılması gibi. 

Kodlama / Anlamlandırma: Kısa süreli bellekteki bilginin, uzun süreli bellekteki eski bilgilerle ilişkilendirilerek buraya transfer edilmesi sürecidir. Bu bilgiler arasında ne kadar çok bağ ve ilişki kurulursa, bilgi o kadar kolay hatırlanır.

  • Duruma bağlı öğrenme (Kodlama özgüllüğü): Bilgiyi ilk kodladığımız anda bulunduğumuz duygusal ve fizyolojik durumla aynı durumda olduğumuzda bilginin daha kolay hatırlanabilmesi anlamına gelir. Yani belli bir fizyolojik veya duygusal durumda veya belli ortamlarda bulunmanın geri getirme ipuçları oluşturduğunu ve bu durumla geri dönmenin aynı şartlar altında öğrenilen bilgilerin geri getirilmesine yardımcı olduğunu göstermektedir.
  • Etkinlik: Öğrenen etkin olur ve sürece bizzat katılırsa kodlama daha iyi olur. Yapılandırmacı yaklaşımda olduğu gibi, bilgiye ulaşmada bireyin aktif olmasıdır. Yani bireyin bilgiyi kendine has hale getirmesi, kişiselleştirmesidir.
  • Örgütleme: Bilginin uygun yapılar içinde gruplandırılmasıdır. Zihinde oluşturulan bilişsel haritalardır.
  • Eklemleme (genişletme): Uzun süreli bellekte varolan şemayla oluşur. Yeni bilgi varolan şemaya eklenerek hem yeni bilgiye anlam verilir, hem de var olan şemanın anlamı arttırılır. Olumlu aktarmaya ve Piaget’nin uyumsama kavramına çok benzemektedir.
  • Bellek Destekleyici İpuçları: Yeni gelen bilgi ilk defa karşılaşılan bir bilgi ise, yeni bilgi ile eski bilgiler arasında doğal olarak var olmayan ilişkiler kurularak kodlanmaya yardımcı olunur. En çok kullanılan imajlar ve sözel sembollerdir.
    • İmajlar:
      • Yerleştirme (yerleşim – loci) yöntemi: Hatırlanmak istenen bilgi, iyi bilinen çevredeki fiziksel uyarıcılara yerleştirilerek görsel bir çağrışım oluşturulur.
      • Askı sözcük (kanca – peg word): Birey öncelikle 1’den 10’a kadar kafiyeli çiftlerden oluşan bir dizi oluşturur. Bu listeyi öğrendikten sonra, hatırlamak istediği ögeleri, sanki bir elbisenin askılığına elbise asarmışçasına listedeki her bir öge ile ilişkilendirir. Burada önemli olan, listedeki her bir öge ile hatırlanmak istenen öge arasında sıra dışı çağırışımlar kurup zihinde canlandırmaktır.
      • Anahtar sözcük yöntemi: Yabancı dildeki sözcükle seslendiriliş bakımından benzer ana dildeki anahtar bir sözcük bulunur. Ardından oluşturulan anahtar sözcükle, yabancı dildeki sözcüğün anlamı arasında bir zincir oluşturulur.
    • Sözel semboller:
      • Akronim: İlk harf tekniğidir. Bir cümle ya da bir grup sözcüğün ilk harflerinin birleştirilmesiyle yeni bir sözcük oluşturmaktır. PTT, kebab
      • Akrostiş: Cümle tekniğidir. Hatırlanacak olan sözcüklerin ilk harfleriyle bağlantılı yeni bir sözcük öbeği oluşturulur. Sessizce Dolaşmaktansa Bağırarak Türkü Söylemek Daha İyidir. Sorumluluk, Disiplin, Bağımsızlık, Tutarlılık, Sevgi ifadesi, Değer verme, İletişim.
      • Ritm tekniği: Bilginin ahenkli bir ses dizisi haline getirilmesini ifade eder.

Bilgi Türleri

  • Açıklayıcı (deklaratif) bilgi: Bir şeyin ne olduğunu bilmek, açıklayıcı bilgi ile ilgilidir. Okulda edindiğimiz teorik bilgilerin çoğu bu kapsamda ele alınabilir. Gerçeklere, olaylara ve durumlara ilişkin yalın bilgilerdir. “Ne?” sorusunun cevabını verir.
  • İşlemsel (prosedürel) bilgi: Bir işin nasıl yapılacağıyla ilgili bilgilerdir. Bir alana özgü beceriler, kurallar, teknik ve yöntemler bilgisidir. “Nasıl?” sorusunun cevabını verir. Araba sürmek, yemek yeme vb. sınıf ortamında öğrencilerin öğrenme biçimlerini bilme de prosedürel bilgidir.
  • Olgusal bilgi: Bir alana özgü terimler, ayrıntılar ve ögeler bilgisidir.
  • Kavramsal bilgi: Sınıflama ve kategoriler, ilke ve genellemeler, kuramlar, yapılar ve modeller bilgisidir.
  • Duyuşsal bilgi: Tutumları ve tercihleri ifade etmektedir. Bazı insanlar futboldan hoşlanırken bazıları basketboldan hoşlanır.
  • Metabilişsel Bilgi (Flavell): Kişinin kendi bildikleri hakkındaki bilgileridir. Bireyin nasıl öğrendiğinin farkında olmasıdır. Flavell’e göre üç aşaması vardır:
    • Yordam bilgisi: Bir işin ya da görevin başarıyla nasıl sonuçlandırılacağını nasıl yapılacağını bilmektir. Yordam bilgisi bir işi yapmayı değil, işin nasıl yapılacağını bilmeyi ifade eder.
    • Bildirimsel bilgi: Bildirimsel bilgi ile bireyin söz konusu görevi ya da işi kendisinin yapıp yapamayacağını bilmesini ifade eder. Bireyin kendi sahip olduğu yeterlilikler hakkındaki bilgisidir.
    • Duruma dayalı bilgi: Bireyin hangi durumda ne yapacağını bilmesidir. Yani duruma bağlı bilgide bireyin, bir işin hem nasıl yapılacağını, hem kendisinin yapıp yapamayacağını hem de hangi durumda ne yapacağını bilmesi gerekir.
  • Dizisel öğrenme:Sözcükleri ya da psikomotor davranışları belli bir sıraya göre öğrenmektir. Bir listeyi oluşturan maddelerin, sunulduğu ardışık sıra ile hatırlanmasıdır. Bellek destekleyici ipuçları kullanılarak gerçekleştirilir.

Gagne – Bilgiyi İşleme Kuramı Konu Anlatım Videosu

Bilgiyi İşleme Kuramı Soru Çözüm Videosu

Geri Getirme ve Unutma

Pek çok bilişsel kuramcı, bilginin zihinde sürekli olarak kaldığına inanır. Geri getirme sürecinde önemli bir unsur kodlama özgüllüğü ilkesidir (duruma bağlı öğrenme). Kodlama özgüllüğü, belli bir bağlamda öğrenilen bilginin en iyi yine o çevrede geri getirilebileceği ilkesidir.

Duyusal kayıt ve kısa süreli bellekte gerçekleşen unutmalarda bellek izi yok olur, yani bu bilgilere bir daha ulaşılamaz. Ancak uzun süreli bellekte gerçekleşen unutmalar sadece geri getirmedeki güçlüklerdir. Yani teorik olarak burada bir yok oluş söz konusu değildir. Bozulmanın dört temel nedeni vardır:

  • Bozulma: Sıkça kullanılan bilgilerde bağlantılar geliştiği için bilginin geri getirilmesi kolay ve çabuk olur. Ancak bir bilgi sıkça kullanılmıyorsa bu kez bağlantıları zayıflamakta ve istenen bilgiye ulaşmak daha güç olmaktadır.
  • Karışma: Yeni bir öğrenme gerçekleştikten hemen önce ya da sonra gerçekleşen öğrenmeler, birbiri ile karışabilmektedir. Bu durum, edinilen bilginin geri getirilmesini de zorlaştırır.
  • Yanlış yerleştirme: Yeni gelen bilgi, bulunmaması gereken bir şemaya yani yanlış bir şema içerisine yerleştirilirse bilginin diğer kavramlarla ilişki kurması çok zor olmakta ve geri getirilmesi zorlaşmaktadır.
  • Bilgiyi değiştirme: Yeni gelen bilgi uzun süreli bellekte var olan bilgiyle etkileşim halindedir ve bu bilgide bazı değişiklikler meydana getirebilir. Başlangıçta bilginin eski hali ve yeni halini koruyan bellek, bir süre sonra yeni bilgi daha sık kullanıldığı için eski bilginin yerine geçer. Bu durumda eski bilginin dahil olduğu şemadaki bağlantıları zayıflar ve geri getirmede güçlükler yaşanır. Kısaca, yeni bilgi eski yapının yerine geçer ve eski yapı unutulur.
  • Çarpıtma: Önyargı ve kolay etkilenebilirlik nedeniyle ortaya çıkan çarpıtmalar da bazı şeyleri yanlış hatırlamaya yol açabilir.
  • Sızan kova hipotezi: İnsan zihni sızdıran bir kovaya benzer. Sızdırdığı için yeni bilgilere yer açılmış olur.

Hatırda Tutmanın Ölçülmesi

Yapılan öğretimin ne kadarının hatırda kaldığının ölçülmesi, eğitimde önemli bir yer tutar. 3 temel yöntem vardır:

  • Hatırlama: Öğrenciye soru sorulup, cevabı ondan beklenir. Öğrencinin doğru cevabı hatırlayıp tekrarlaması esastır.
  • Tanıma: Soru, içinde doğru cevabın da bulunduğu bir seçenek grubu ile verilip öğrenciden yanlış cevaplar içerisinden doğru cevabı tanıması istenir. Çoktan seçmeli test tekniği bu yöntemle ilgilidir.
  • Tasarruf: Öğrencinin hatırında kalanı ölçmenin diğer yolu da yeniden öğretmektir. Öğretimden sonra öğrenci öğretilenleri unutmuş görünebilir. Ama aynı şeyler yeniden öğretilmeye kalkışıldığında daha kısa sürede öğreniyorsa, hatırında kalan birtakım bilgilerin bulunduğu anlaşılır.

Gagne – Bilgiyi İşleme Kuramı Konu Anlatım Videosu

Bilgiyi İşleme Kuramı Soru Çözüm Videosu

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here