Kohlberg’in ahlak gelişimi kuramı, Piaget’nin kuramının yeniden incelenmesi ve anlamlandırılmasıdır. Kohlberg de Piaget gibi çocuk ve yetişkinlerin, belirli durumlarda davranışlarını yöneten kuralları nasıl yorumladıklarını incelemiştir. İnsanlara, onları ahlaki ikilemde bırakacak sonuçlarla biten öyküler anlatmıştır. Bu noktada sorduğu sorulara aldığı cevaplara göre değerlendirme yapmıştır.

            Kohlberg’in ahlaki yaklaşımı aşağıdaki bazı niteliksel özellikleri göstermektedir:

  • Gelişim evreleri adım adım birbirini takip eder, bir evre atlanarak diğerine geçilmez.
  • Gelişim, herhangi bir evrede sona erebilir.
  • Bireyin ahlaki yargısı ara sıra bir üst ya da alt evreye yoğunlaşmakla birlikte, baskın olan bir evrede yoğunlaşır.
  • Birey, baskın olduğu evre düşüncesinden bir üst düşünceye yöneltilebilir, ancak bir alt evre düşüncesine yöneltilemez.
  • Yaş, her zaman gelişimin göstergesi değildir.
  • Bilişsel gelişim, ahlaki gelişim için gerekli, ancak yeterli değildir. (Piaget ile ortak)
  • Empati, ahlaki gelişim için gerekli olmakla birlikte yeterli bir koşul değildir.
  1. Gelenek Öncesi Düzey (5 – 9 yaş):

Bu düzey Piaget’nin “dışsal kurallara bağlılık” döneminin özelliklerini kapsar. Kurallar başkaları tarafından konur. Bu düzeydeki çocuk, kültür içinde kabul edilen iyi ve kötü ölçütlerine göre davranır. Benmerkezci düşünce yapısı hakimdir.

Aşama 1: Ceza ve İtaat Eğilimi

Bu düzeydeki çocuklar sadece otoriteye uyar ve cezalandırılmaktan kaçınırlar. Hakim olan düşünce cezadan kaçınmadır. Piaget’nin dışsal kurallara bağlılık döneminin özelliklerini gösterir. Genel olarak olayların dış görünüşüne ve meydana gelen zararın büyüklüğüne bakarak karar verirler. Olayın gerisindeki neden önemli değildir. Etkinliğin fiziksel sonuçları, etkinliğin kötü ya da iyi olduğunu belirler. Örneğin bir çocuk, annesine yardım ederken on tane tabağı kazara düşürüp kırmıştır. Diğeri ise, annesi görmeden şeker alırken bir tek şekerliği düşürüp kırmıştır. Bu dönemdeki çocuklara, hangi çocuğun daha suçlu olduğu sorulduğunda; on tane tabak kıran çocuğun daha suçlu olduğunu belirtmişlerdir.

Aşama 2: Araçsal İlişkiler Eğilimi (Saf çıkarcı)

Temel düşünce kendi çıkarlarıdır. Çocukların kendi ihtiyaç ve isteklerinin karşılanması önemlidir. Diğer insanların da ilgilerinin farkına varırlar. Ancak, ahlaki yargıda bulunacakları zaman, başkalarının ihtiyaçlarını somut bir şekilde dikkate almakla birlikte, hala birinci planda kendileri vardır. Ne kadar alırlarsa o kadar vermeleri söz konusudur. “Sen benim sırtımı kaşı, ben de seninkini” atasözüne uygun davranmaktadırlar.

  1. Geleneksel Düzey (10 – 15 yaş):

Birey için aile, grup ve ulusun beklentileri, herşeyden önemlidir. Bu beklentiler yakın ve açık sonuçları düşünülmeksizin kabul edilir ve değerlidirler. Sosyal düzeni destekleme ve sadakat önemlidir. Sosyal düzenin korunması ve desteklenmesi, kurum ve gruplarla özdeşleşmek önemlidir. Kendi ihtiyaçları bazen grubunkilere göre ikinci planda kalır. Toplumsal ve empatik düşünce yapısı hakimdir.

Aşama 3: Kişilerarası Uyum Eğilimi (İyi çocuk olma)

Bu aşamada akran gruplarıyla işbirliği gözlenir. İyi davranış, başkalarına yardım etmek ya da onları mutlu etmektir. Başkaları tarafından onay görmek, iyi çocuk olmak önemlidir. Ben merkezliliğin azalması ve somut işlemler dönemine girmesiyle çocuk, olaylara başkaları açısından bakabilme özelliğini kazanır. Ahlaki yargılarda başkalarının hissettiklerini de dikkate alır. Artık yaptıklarını sadece ceza almamak için (aşama 1) ya da kendisi için (aşama 2) değil; aynı zamanda başkalarını mutlu etmek için yapmaya çalışır. Yakın çevreden onay görmek önemlidir.

Aşama 4: Kanun ve Düzen Eğilimi (Yasa ve düzen)

Bu dönemde doğru davranış, otoriteye ve sosyal düzene uygun olarak kişinin görevini yerine getirmesidir. Artık, akran gruplarının kurallarının yerini, toplumun kuralları ve kanunları almıştır. Kanunlar sorgulanmaksızın izlenir. Kanunlara uymayanlar asla onaylanmazlar. Birçok yetişkin, muhtemelen bu dönemde kalır. Toplumun düzeni ve devamı her şeyden önemlidir. Bireyin içinde yaşadığı tüm toplum tarafından kabul gören değerler de bu kapsamda değerlendirilebilir.

  1. Gelenek Sonrası Düzey (15 – + yaş):

Bireyin, başkaları ve otoriteden bağımsız olarak izlemek istediği ahlak ilkelerini seçtiği ve kendine özgü değer sistemini örgütlediği düzeydir. İnsan haklarının gözetlendiği ve evrensel değerlerin benimsendiği dönemdir. Kişisel seçimler, bireyin belirlediği ilkeler temelinde, bireysel yargılara göre yapılır. Evrensel düşünme yapısı görülür.

Aşama 5: Sosyal Antlaşma Eğilimi (Toplumsal sözleşme)

Kanunların kullanımı ve bireysel haklar eleştirici bir şekilde incelenir. Toplumun kanunları ve değerlerinin göreli ve topluma özgü olduğu kabul edilmektedir. Kanunların demokratik olarak değiştirilebileceği ilkesine sahiptirler. Kanunlar, sosyal düzeni korumak, temel yaşama ve özgürlük haklarını güvence altına almak için gerekli görülmektedir. Toplumsal kuralları eleştirel kabul vardır.

Aşama 6: Evrensel Ahlak İlkeleri Eğilimi

            Kişi, ahlak ilkelerini kendisi seçip oluşturur. Bu ilkeler, adalet, eşitlik, insan hakları gibi bazı soyut kavramlara dayalıdır. Bu ilkeleri ihlal eden kanunlara uyulmamalıdır. Çünkü “adalet yasanın üstündedir.” Bireyin haklarına saygı esastır. Ölüm cezası asla olmamalıdır. Bireysel hak ve özgürlükler önemlidir ve kendi ahlak ilkeleri vardır.

            “Açık alıcılık”, evrensel ahlak ilkesine ulaşan bireylerin ortak özelliğidir. Bireyin ideallerine gönülden sıkı sıkıya bağlı olsa bile, aynı zamanda bunları sorgulamaya da açık olmasıdır.

            Kohlberg’e göre ahlaki muhakeme biçimi evrensel etik ilkelerine dayanan çok az sayıda insan bulunmaktadır.

            Kohlberg’in Kuramının Sınırlılıkları:

            Kohlberg’in kuramının önemli sınırlılığı, gerçek davranışı gözlemekten çok, ahlaki usavurma ile ilgilenmesi olmuştur. Bu dönemlerin kesinlik derecesi ve evrenselliği tartışmaya açıktır. Yeterli sayıda örneklem kullanmadan kuramını oluşturduğu ve tüm kültürlere genellediği eleştirisi vardır. Ayrıca kadınların iyi çocuk olma eğilimi aşamasında genellikle takılıp kaldıklarını ileri sürmüştür. Kültürel ve cinsiyet farklılıklarına yeterince hassasiyet göstermemiştir. Ahlak kavramı büyük oranda adalet ile eşdeğer tutulmuştur. Ancak gerçekte adalet, ahlakın bir parçasıdır. Kohlberg, merhamet, onur, şefkat gibi ahlakla ilgili diğer pek çok durumu dikkate almamıştır.